1919-07-20-TR-001
Türk :: tr
Home: www.armenocide.net
Link: http://www.armenocide.net/armenocide/armgende.nsf/$$AllDocs/1919-07-20-TR-001
Source: TR/Tercümân-ı Hakîkat /
Edition: Dîvan-ı Harb-i Örfi Zabıtları
Source First Published: 08/05/1920
Last updated: 03/23/2012


Bayburt Davası Karar Sureti

Bayburd Tehcîri Hakkında Dîvân-ı Harb-i ‘Örfî’nin Karârı



Tercümân-ı Hakîkat, 5 Ağustos 1920, s.3


CEZÂ-YI İ’DÂM

Bayburd Tehcîri Hakkında Dîvân-ı Harb-i ‘Örfî’nin Karârı


Birinci Dîvân-ı Harb-i ‘Örfî Riyâsetinden [Başkanlığından]:

Bayburd Kâ’im-makâmlığı’nda bulunduğu esnâda kazâ-yı mezkûr [adı geçen kaza] Ermenilerinin tehcîri dolayısıyla îkâ’ olunan [yapılan] katl-i nüfûs [cinayet] ve nehb-i emvâl [malların yağmalanması] fecâyi’nde [musibetinde/belasında] zî-medhâl olduğu [dâhil olduğu] ve tehcîr emrinde gösterdiği tazyîk eseri olarak Bayburd Mâl Müdürü Yovâkim Efendi’nin salben [asarak] ve zevcesi ile kerîmelerinin mesmûmen [zehirlenerek] intihâr etmelerine sebebiyyet verdiği ve Ergani Mutasarrıflığı’nda bulunduğu hengâmda [sırada] dahî Trabzon’dan tehcîren sevk edilmiş olan yirmi dört yaşında Trabzonlu Filomen Toryan binti Alku’ya fi’l-i şenî’ [ırzına geçme] icrâ ve mezbûrenin [adı geçenin] hemşîresi [kız kardeşi] olub on iki yaşlarında bulunan ve Na’ime tesmiye edilmiş [adlandırılmış] olan sagîrenin [küçük kızın] bikrini izâle eylediği [bekaretini bozduğu] iddi’âsıyla maznûnen [sanık olarak] mevkûf [tutuklu] bulunan Erenköyü’nde Bağdâd Caddesinde bir hânede mukîm [oturan] Urfa Mutasarrıf-ı Sâbıkı [Urfa Eski Mutasarrıfı] kırk dört yaşında Yanyalı Nusret Bey bin Behrâm Efendi ve Bayburd Tehcîr ve Taktîli’ni [katliamını] icrâ etmiş olduğu beyânıyla maznûn-ı ‘aleyh olub [sanık olup] ahîren [sonradan] firâr eden Erenköyü’nde Eski İstasyon civârında sakin ve Eminönü’nde Karakaş Hânı’nda on numaralı odada ticâretle meşgûl mülâzımlıkdan mahrec [ihraç olunmuş] otuz beş yaşında Erzurumlu Pire Mehmed nâmıyla ma’rûf Mehmed Necâti Efendi bin Hacı Bekir haklarında icrâ kılınan muhâkemât-ı ‘adîde [birçok yargılama] ve tedkîkât-ı ‘amîka [derin incelemelerin] neticesinde:

Mûmâ-ileyh [adı geçen] Nusret Bey kazânın jandarma kuvveti seyyâr jandarmaya nakledilmiş olmasından dolayı bâkî kalan elli, altmış nefer jandarmanın muhâcirîn kâfilelerini sevke kâfî olmamasına mebnî [dolayı] Garnizon Kumandanlığı’ndan zâbitler ile beraber aldığı üç muntazam bölüklerden jandarma kumandanı ile bi’l-istişâre [danışarak] kumandan-ı mûmâ-ileyh [adı geçen kumandan] tarafından bu ‘askerlerden tanzîm olunan müfrezelere îcâbı kadar jandarma terfîk edilerek [yanına katarak] altı, yedi bine bâlig [ulaşmış] olan Bayburd Ermenileri’nin iki kâfilede kâmilen [tamamını] ve sâlimen Erzincan’a sevk edildiklerini ve kazâsı dâhilinde taktîl [katliam] vukû’a gelmediğini ve muhâcirînin emvâl-i metrûkeleri [terkedilmiş malları] dahî komisyon-ı mahsûsunca [özel komisyonca] toplatdırılarak sebt-i defter [deftere geçirme] ve kiliseye iddihâr olunduğunu [biriktirildiğini] bi’l-beyân [beyanla] isnâdât-ı mezkûreyi [adı geçen suçlamayı] inkâr etmekte ise de o vakit Bayburd Jandarma Bölüğü Kumandanı olup el-yevm [bugün] mezkûr bölüğe merbût Hart Takım Kumandanlığı’nda müstahdem bulunan Mülâzım Sâlih Efendi’nin: Bi’l-istinâbe [başka mahkemece] ahz olunan [alınan] ifâdesinde: Jandarma Bölüğü mevcûdunun kısm-ı a’zamı [büyük kısmı] seyyâre tefrîk edilerek [ayrılarak] harbe iştirâk etmiş olmasından ve mütebâkî [geriye kalan] efrâd-ı cüz’iyyenin [az sayıdaki askerin] ancak firârîlerin ve bakâyâ-yı ‘askeriyyenin der-destine [yakalanmasına] ve kıt’alarına sevkine kifâyet edebilmesinden [yetmesinden] nâşî [dolayı] Jandarma Bölüğü’nün tehcîr ile ‘alâkası olmadığını ve muâmele-i tehcîriyyenin [tehcir işlemlerinin] Erzurum’dan otuz, kırk kişi ma’iyyetile gönderilen Mehmed Necâti Efendi tarafından icrâ edilmiş ve Ermenilerin yine merkûm [adı geçen] Necâti Efendi tarafından Erzincan’a sevk olunmuş olduklarını ve teslîmlerine dâ’ir ‘ilm ü haber alınıp alınmadığından ma’lûmâtı [bilgisi] olmadığını beyân ve seferberlik esnâsında Bayburd’da Menzil Tahniyyesi’nde [un değirmeninde] müstahdem olup el-yevm [bugün] ticâretle iştigâl eden ve kezâlik [keza] ifâdesi bi’l-istinâbe [başka mahkemece] zabt olunan Sürmene’nin Zevâlî Karyesi’nden Hasan oğlu Ömer’in Bayburd Ermenileri’nin o zaman Bayburd ‘Amele Taburu Fahrî Zâbitliği’nde müstahdem bulunan Mülâzım-ı Sânî Sürmene’nin Koçere Karyesi’nden Kefeli oğlu Kâşif ve birâderi Mahmûd ve mezkûr [adı geçen] Zevâlî Karyesi’nden ve Kerîm oğullarından İlyâs oğlu Sâbit ve daha tanıyamadığı adamlar tarafından kâfile kâfile ve sefîl-âne bir sûrette sevk olunmakta ve sevk edenlerin de takrîben iki saat sonra Bayburd’a ‘avdet etmekte [dönmekte] olduklarını müşâhede ettiğini [gözlemlediğini] ve hatta kâfileler miyânında [arasında] gördüğü bir yaşına kadar olan ba’zı çocukları da bi’l-âhire [sonradan] Bayburd’da gördüğünü ve sevk olunan Ermenilerin yolda emvâl [mallarının] ve nukûdu [nakit paralarının] alınarak katl edildiklerinin şâyi’ olduğunu ve kezâlik [keza] ifâdesi istinâbeten [başka mahkemece] mazbût [kaydedilmiş] bulunan Sürmene’nin Baş Tüccâr Karyesi’nden ‘Alî Efendi bin Es’ad’ın Ermenileri bir gece hiç kimsenin haber ve ma’lûmâtı olmadan Kâ’im-makâm Nusret Bey’in emriyle polis ve jandarmalar gürültü ve patırtı ile toplayarak sabahleyin kavâ’id-i insaniyyeye [insanlık kurallarına] ri’âyet olunmadan sevk olundukları ve malları hânelerinde kalıb bi’l-âhire [sonradan] yine Nusret Bey’in emriyle toplatdırılarak satıldığını ve Ermenilerin mallarının taharrîsine [araştırılmasına] kendisi de iki gün me’mûr oldu ise de yapılan sû-i isti’mâlâta [kötüye kullanmalara] ve haksızlığa dayanamayarak isti’fâ etdiğini ve mûmâ-ileyh [adı geçen] Nusret Bey, Erzurum Vâlisi Tahsîn Bey’in adamı olduğundan hilâf-ı kânûn [kanuna aykırı] harekette bulunmaktan çekinmemekte ve Bayburd Ermenileri on beş, yirmi gün zarfında azar azar kâfilelerle sevk olunmakda ve kâfilelere jandarma, ‘asker ve başı bozuk terfîk edilmekde [yanına katılmakta] idüğünü [olduğunu] ve bunların yolda katl edildiği Bayburd’da şâyi’ olub [duyulup] kısm-ı a’zamın [büyük kısmının] katl olunduğuna kanâ’at-ı tâmmesi [tam bir kanaati] olduğunu ve Nusret Bey’in yüz elli kadar kız ve erkek Ermeni çocuğunu Binbaşı Hânı denilen mahalle doldurtub ve herkesin oraya gidib, istediğini alır idüğünü [aldığını] ve bi’l-âhire [sonradan] Nusret Bey’in İslâmların yanında bulunanlardan bir kısmını da tutub yine sevk eylediğini der-miyân [ileri sürüp] ve muvâceheten [yüz yüze] istimâ’ kılınan [dinlenen] Esbak [eski] Bayburd Kâ’im-makâmı ve Bâyezîd Mutasarrıf Vekîli Ziyâ Bey’in: Bayburd tehcîr ve taktîlinin oraya giden Ahmed Rızâ Bey’in Hemşîre-zâdesi Meclis-i A’yân Zâbt Ketebesi’nden [katiplerinden] İhtiyât Mülâzımı Sa’dî Bey’le Pire Mehmed denilen Mehmed Necâti Efendi tarafından idâre edildiğini işittiğini ve Erzurum Jandarma Âlây Kumandanı ‘Âdil Bey’in: Bayburd Ermenileri’nin el-yevm [bugün] Erenköyü cihetinde arabalarla gezinmekde olan merkûm [adı geçen] Mehmed Necâti Efendi tarafından yirmi dört saat zarfında çıkarılarak Bayburd’un iki saat mesâfesinde kâ’in (Değirmen) nâm mahalde Teşkîlât-ı Mahsûsa efrâdı tarafından bi’l-hücûm [hücum edilerek] katl edildiklerini hasbe’l-me’mûriyye [memuriyeti gereği] icrâ eylediği tahkîkâttan ve Bayburd Jandarma Kumandanı’ndan aldığı cevâb-ı tahrîrîden [yazılı cevaptan] anladığını ve bu ma’lûmâtı [bilgiyi] Vâli Tahsîn Bey’e bildirdiğini ve Teşkîlât-ı Mahsûsa zâbitânının İttihâd ve Terakki Merkez-i ‘Umûmîsi A’zâsı’ndan olup o vakit Erzurum’da bulunan Doktor Bahâ’eddin Şâkir ve cem’iyyet-i mezkûrenin [adı geçen cemiyetin] Erzurum Murahhas-ı Mes’ûlü [sorumlu delegesi] Hilmî ve Ahmed Rızâ Bey’in yeğeni İhtiyât Mülâzımı Sa’dî ve merkûm [adı geçen] Necâti ile ma’lûmü’l-esâmî [isimleri bilinen] eşhâs-ı sâ’ireden [diğer kişilerden] ‘ibâret bulunduğu ve Nusret Bey’in merkûm [adı geçen] Mehmed Necâti’yi kabûl etmeyerek kovduğunu ve kâfileyi asker ve jandarma ile sâlimen Erzincan’a sevk eylediği yolundaki ifâdesi hilâf-ı hakîkat [gerçeğe aykırı] olup bu kâfilenin Pülümür’de mahv edildiğini o vakit Bayburd’da Fırka Kumandan Vekîli ve Ahz-ı ‘Asker [Asker Alma] Kalemi ve İnşâât Re’isi bulunan Kâ’im-makâm Mehmed ‘Ali Bey’in dahi Bayburd Ermenilerinin merkûm [adı geçen] Mehmed Necâti tarafından çıkarıldıklarını işittiğini ‘ale’d-derecât [sırasıyla] ityân [bildirip] ve ihbâr eylemelerine ve merkûm [adı geçen] Mehmed Necâti Efendi’nin ahîren [sonradan] firâr edip el-yevm [bugün] hâl-i firârda [kaçak] bulunmasına ve kezâlik [keza] Divân-ı Harb’ce bi’l-muvâcehe [yüzleştirilerek] istimâ’ olunan [dinlenen] Bayburd ahâlîsinden Şaynisik ve Ağavani ve Varsenik ve Araksiya ve Armanohi kadınlarla Haçator, Seferyân Efendi ve Hampartasum çocuğun Nusret Bey’in çete başı olduğu ve mûmâ-ileyhin [adı geçenin] dahi Bayburd’a yakın mesâfelerde kâ’in Binbaşı Hânı ve Hindi Hânı ve sâ’irede çetelerle berâber kâfilelere refâkat ve kendilerini kamçı ile darb ve para taleb etdiğini ve maktelde de [katliamın yapıldığı yerde] hâzır bulunduğunu ve jandarmalarla birlikte güzel kızların alınıp götürülmekde idüğünü bi’l-beyân [beyanla] mûmâ-ileyhi [adı geçeni] ta’yîn ve tahsîs eylemelerine ve müdâfa’âtının [savunmalarının] ta’yîn-i mâhiyyetine [içeriğinin tayinine] gelince: Mahall-i muhtelifede [çeşitli yerlerde] vukû’a gelen taktîl [katliam] fecâyi’nin [musibetinin/belasının] Dîvân-ı Harb’ce şimdiye kadar icrâ kılınan muhâkemâtı [yargılamaları] netîcesinde cinâyât-ı mezkûre [adı geçen cinayetlerin] evvel-emirde İttihâd ve Terakki Cem’iyyeti’nin Merkez-i ‘Umûmîsi’nde tasmîm [tasarlanıp] ve takrîr olunarak [sağlamlaştırılarak/yazılarak] merkez-i mezkûr [adı geçen merkez] a’zâsından Doktor Bahâ’eddîn Şâkir nâm hûn-hârın riyâseti [başkanlığı] ve Teşkîlât-ı Mahsûsa nâmı altında birtakım edânî [alçak] ve esâfilden [sefil kişilerden] mürekkeb olarak [oluşarak] ba’zı çeteler vücûda getirilmiş ve karâr-ı ânifü’z-zikr [biraz evvel bildirilen karâr] me’mûrîn-i mahsûsa [özel memurlar] ma’rifetiyle taşra rü’esâsı [başkanları] me’mûrînine tebliğ edilerek ekserîsinin muvâfakati istihsâl olunmuş [elde edilmiş] ve bu vahşete rû-yı muvâfakat [uygun görme] göstermeyen Yozgad Mutasarrıfı Cemâl Bey ve Kastamonu Vâlisi Reşîd Paşa ve ma’lûmü’l-esâmî [isimleri bilinen] diğerleri gibi ba’zı ham’iyyet-perver me’mûrîn ise ‘azl ettirilerek onların âmâl [emelleri] ve makâsid-i müfteriselerine [vahşi arzularına/ niyetlerine] körü körüne âlet olan Yozgad Mutasarrıfı maslûb [asılmış] Kemâl ve Ankara Vâlisi ‘Atıf misüllü [benzeri] insâniyyet düşmanları nasb [atanmış] ve ta’yîn edilmiş ve ondan sonra da evâmir-i mübellaga-i hafiyye mucebince [gizli emirlerin tebliğ edilmesi gereğince] ve ber vech-i muharrer [yazılıp] tertîb ve ihzâr edilmiş [mahkemeye davet edilmiş] olan eşhâs-ı le’ime [alçak şahıslar] vâsıtasıyla tehcîr ve taktîle [katliama] bed’an [ilk önce] ve mübâşeret kılınmış [başlanmış] olduğu Dîvân-ı Harb’de mevcûd zabıt-nâmelerde münderic [yer alan] delâ’il [deliller] ve berâhîn-i kâtı’a [kesin deliller] ile mertebe-i sübûta vâsıl olmuş [meydana çıkmış] olub imdi [şimdi] maznûn-ı ‘aleyh [adı geçen sanık] Nusret Bey’in Bayburd tehcîrini Garnizon Kumandanlığı’ndan aldığı muntazam ‘asker ve mevcûd jandarmalar ile icrâ etdirdiği ve tehcîre me’mûren [memur olarak] Erzurum’dan gelen merkûm [adı geçen] çeteci Mehmed Necâti’nin sıfatını tanımayarak kovduğunu ve kazâsı dâhilinde taktîl [katliam] vukû’a gelmediğini beyân etdiği halde işbu ifâdâtının [ifadelerinin] külliyen hilâf-ı hakîkat [gerçeğe aykırı] olduğunun bâlâda [yukarıda] derc edilen [yazılan] şahâdât [şahitlikler] ve beyânât ile tezâhür etmesine ve binâ’en ‘ala zalik ve fecâyi’-i mebhûseye [sözü geçen musibetlere/belalara] muttali’ olmuş [bilgilenmiş] olduğu halde bu bâbda hiçbir gûna teşebbüsât-ı kânûniyyede [kanuni girişimde] ve men’-i tekerrürü [tekrarının men edilmesi] hakkında tedâbîr-i lâzımede [gerekli tedbirleri alma girişiminde] bulunmadıkdan başka fecâyi-i vâkı’ayı mâ-fevkine [üstündeki amirine] ihbâra bile lüzûm görmemesi ve Erzincan’a teslîm olunanlar için ‘ilm ü hâber verilmediği halde buna da sükût ile mukâbele etmesi ve ‘inde’l-isticvâb [sorgusunda] ilk kâfileyi tahrîrât-ı resmiyye [resmi yazı] ile Erzincan’a gönderdiğini ve fakat bu tahrîrâtın cevâbını almadığını beyân etmesine mebnî [dolayı] bu hususta dahi vilâyete şikâyet etmemesi esbâbı [sebebi] su’âl olunmasına karşı (o vakit zaten iş bitmişti) yolunda cevap vermesi ve Hükûmet-i İttihâdiyye [İttihat Hükümeti] zamanında kâ’im-makâmlık ve mutasarrıflık gibi riyâset-i idâre de şöyle dursun nisbeten ehemmiyyetsiz me’mûriyyetlerde bile istihdâm için kendilerine muti’ [bağlı] ve taraf-dâr olmaktan başka bir meziyyet nazar-ı dikkate almadığı cümlenin ma’lûmu olduğu halde şühûd-ı müstemi’adan [dinleyen şahitlerden] Ergani Ma’deni Mühendisi ‘Abdullah Hüsrev Bey’in şahâdetine [şahitliğine] göre beyne’l-halk [halk arasında] Demir Pençeli Mutasarrıf diye yâd olunan mûmâ-ileyh [adı geçen] Nusret Bey’in Bayburd Tehcîri’nin hitâmını [bitişini] müte’âkıb hemen terfi’ olunarak Bayburd Kâ’im-makâmlığı’ndan Erzincan Mutasarrıflığı Vekâleti’ne ve bi’l-âhire de [sonra da] Ergani Mutasarrıflığı’na nakl ve ta’yîn olunması ve havâlî-i ba’îdeden [uzak yörelerden] mahall-i müretteblerine [yalandan tertip ve tayin olunmuş yerlerine] nakl ve sevk olunmak üzere meşâkk-ı seferiyyeden [zorlu yolculuktan] pek bî-tâb ü tüvân [güçsüz] ve perîşân bir halde Ergani’ye kadar gelebilmiş olan Ermeni muhâcirlerini (Nasıl olsa iki, üç gün handa kalıyorlar. Ekmek yiyorlar) diyerek nefîr-i âmm [cemaati toplama] tarîkiyle [yoluyla] şose ‘ameliyyâtında çalıştırması ve yine Mûmâ-ileyh ‘Abdullah Hüsrev Bey’in ta’bîri vechle hiç yokdan bir şose vücuda getirmesi ve fakat mağdurînin bu mesâî-i masrûfelerine [sarf ettikleri mesailerine] mukâbil yevmiyye vermemesi ve Ergani Mutasarrıflığı’nda bulunduğu müddetçe dahi Ermeni Tehcîri’nden her nasılsa kalmış olan ba’zı sıbyânı Diyarbekir’e göndermek bahânesiyle Diyarbekir Vâlisi cânî-i müntehir [intihar eden cani] Reşîd’in eyâdî-i zulm [haksız ellerine] ve gadrına teslîm eylemesi ve Ergani’den dahî taht-ı i’tirâfında [itirafı altında/itiraf etmiş] olduğu vechle memâlik-i muhtelifeden [çeşitli memleketlerden] tehcîren sevk olunmuş on beş, yirmi bin kadar Ermeni müctemi’ [toplanmış] bulunan ve muhâcirînin memerri [geçiş yeri] olan Urfa Müstakil Mutasarrıflığı’yla taltîf edilmesi gibi karâ’in [ipuçları] ve emârâtın [belirtilerin/ipuçlarının] fecâyi’-i mezkûre [adı geçen musibetler/belalar] mürettib [düzenleyen] ve mürtekibleriyle [kötü iş yapanlarla] hem-fi’l [suç ortağı] olduğuna bâligân-mâ-belag [fazlasıyla] delâlet etmesine ve Nusret Bey gûyâ tehcîrden sonra gelen bir emirde hiçbir Ermeni bırakılmaması iş’âr [yazı ile bildirme] ve bırakıldığı takdîrde i’dâm ile tehdîd ve icbâr olunduğundan [zorlandığından] dolayı ma’-‘â’ile [ailece] intihâr eden Bayburd Mâl Müdîri Yovâkim Efendi’yi dahî tehcîre tâbi’ tutduğunu ve binâ’en ‘aleyh mûmâ-ileyhin [adı geçenin] keyfiyyet-i intihârında [intihar olayında] zan’ [suçu] ve dahli olmadığını serd etmekde [söylemekte] ise de mûmâ-ileyh Yovâkim Efendi’nin ‘â’ileten [ailesiyle] Dîn-i İslâmı kabûl etmiş olması üzerine tehcîrden istisnâ edilmiş ve bundan sonra da Nusret Bey’in, mûmâ-ileyhin hânesine giderek kızlarını kendisine vermesi yolundaki talebini reddetmesine mebnî [reddetmesinden dolayı] tehcîr ile tazyîk etmeğe başlamış ve Yovâkim Efendi’nin kendilerinin dahî tehcîr edildikleri takdîrde memleketde şâyi’ [duyulmuş] ve mütevâtir [ağızdan ağıza dolaşmış] olduğu cümle-i şahâdâtdan [bütün şahitliklerden] olan vakâyî’-i fecî’iyyeye [feci olaylara] ma’rûz kaldıkdan sonra katl ve imhâ edilecekleri mülâhazasına mebnî [düşüncesinden dolayı] kendisi ile iki erkek oğlunun salben [asarak] ve zevcesi ile kızı ve hemşîresinin mesmûmen [zehirleyerek] intihâr eylemiş oldukları sûret-i cereyân-ı muhâkemeden anlaşılmasına ve Nusret Bey’in mahall-i vak’aya [olay yerine] gitmediğini ve keyfiyyeti cihet-i zâbıtadan [zabıta tarafından] haber aldığını bi’l-beyân [beyanla] böyle bir fâci’a-i dîl-sûzîde [gönül yakan facia] vukû’ât-ı ‘âdiyyeden [adi olaydan] ‘adüvv-i i’tibâr etmesi ve mağdûr-ı mezbûrun [adı geçen mağdurun] hânesinin penceresinde terk etmiş olduğu anlaşılan vasîyet-nâmeden dahî tecâhül eylemesi de [bilmemezlikten gelmesi] isnâdât-ı ânifeyi [az önce geçen suçlamaları] mü’eyyid [kuvvetlendiren] ahvâlden görülmesine ve mûmâ-ileyh Nusret Bey’in Ergani Mutasarrıflığı’nda bulunduğu esnâda dahî kendisi bekâr bulunduğu halde sagîre-i mezbûre [bahsi geçen küçük kız] Na’ime kızı hânesine alarak bikrini izâle [bekaretini bozma] ve hemşîresi Filomen’e de fi’l-i şenî’ [ırzına tecavüz] icrâ eylediği Trabzon vakâyi’-i tehcîriyyesinin [tehcir olayının ] Dîvân-ı Harb’ce icrâ-yı muhâkemesi esnâsında şâhid sıfatıyla istimâ’ olunan [dinlenen] mezbûre [adı geçen] Filomen’in mücerred [tek başına] ser-güzeşt-i elîmini [acıklı macerasını] hikâye sadedinde [konusunda] ve Nusret Bey’in gıyâbında beyân ve ifâde etmesine ve bunun Nusret Bey’in müdâfa’aten [savunma olarak] der-miyân eylediği [ileri sürdüğü] vechle intikâm-ı millî sâ’ikasıyla tertîb edilmiş bir sanîadan [hileden] ‘ibâret olamayıp, çünkü bir me’mûrun irtikâb edeceği [yapacağı] ef’âl-i nâ-lâyıkadan [uygunsuz işlerden] bütün me’mûrîn ve müstahdemîn-i devletin [devlet görevlilerinin] ve yâhûd tekmîl efrâd-ı milletin ondan hisse-mend [sorumluluğu] olamayacaklarına ve nitekim Dîvân-ı Harb’ce istimâ’ olunan [dinlenen] Ermeni şâhid ve müştekîlerin [şikayetçilerin] kendilerinin ‘ırz ve nâmûs ve hayâtlarını vikâye edenleri [koruyanları] ve bu gibilerin muâmele-i müşfik-ânelerini [şefkatli işlerini] lisân-ı minnet [minnetle] ve şükrân ile beyândan çekinmemeleri ifâdelerinin sıhhate makrûn [gerçeğe yakın] olduğuna delâlet etmesine ve vak’a ‘akabinde şikâyete ve muâyene raporu istihsâle [meydana getirmeğe] kıyâm etmeleri [kalkışmaları] ise o vakit teşdîd-i felâketlerinden [felaketlerinin artmasından] başka bir fâ’ideyi müstelzim olamayacağı [gerektiremeyeceği] der-kâr [açık/aşikar] bulunduğundan husûsât-ı mebhûsenin [tutukluluk durumunun] adem-i vücûdu [yok olması] dahi fi’l-i müddeâ-bihin [davaya sebeb olan olayın] butlânına [esassızlığına] delîl ittihâz edilemeyeceğine [delil oluşturmayacağına] binâ’en Nusret Bey’in bi’l-cümle müdâfa’âtı [bütün savunması] gayr-ı vârid [hatıra gelmez] ve’l-hâsıl Nusret Bey’le merkûm Pire Mehmed nâm Necâti Efendi’nin Bayburd Ermenilerinin tehcîri dolayısıyla îkâ’ olunan [yapılan] katl-i nüfûs [cinayet] ve nehb-i emvâl [yağma] fazâyihinin [edepsizliğinin] mürettib [düzenleyen] ve mürtekiblerinden [yapanlarından] oldukları ve Nusret Bey’in bâlâda [yukarıda] îzâh olunduğu üzere mûmâ-ileyh [adı geçen] Mal Müdürü Yovâkim Efendi’nin mâ-‘â’ile [ailece] intihârlarına sebebiyyet verdiği ve Filomen kadına fi’l-i şenî’ [ırzına geçme] icrâ ve Na’ime kızın bikrini izâle eylediği [bekaretini bozduğu] beyyinât ve berâhîn-i mebsûtadan [anlatılan delillerden] mütehassıl [meydana gelen] kanâ’at-ı vicdâniyye ile sâbit olduğundan ol vechle mücrimiyyetlerine [suçlu bulunduklarına] ve Nusret Bey a’zam-ı cürmü [suçun büyüklüğü] i’tibâriyle her ikisinin hareketleri Mülkiyye Cezâ Kânûn-nâme-i Hümâyûnu’nun kırk beşinci mâddesi’nin birinci fıkrası delâletiyle kânûn-ı mezkûrun [adı geçen kanunun] yüz yetmişinci ve ‘Askerî Cezâ Kânûnu’nun yüz yetmiş birinci mâddelerine muvâfık [uygun] ve mezkûr [adı geçen] fıkra ve mâddeler dahî eşhâs-ı müte’addide [birden fazla kişi] bir cinâyet veya cünhayı [ufak suçu] müttehiden [birlikte] îkâ’ eder [yaparlar] ve yâhûd ef’âl-i müte’addideden [birçok eylemden] mürekkeb [oluşmuş] olan bir cinâyet veya cünhada [küçük suçta] birtakım eşhâsdan [şahıslardan] her biri cürmün husûlü [ortaya çıkması] maksadıyla ef’âl-i mezbûreden [adı geçen işlerden] birini veyâ bir kaçını icrâ eylerse eşhâs-ı mezkûreye [adı geçen şahıslara] hem-fi’l [suç ortağı] denilir ve cümlesi fâ’il-i müstakil [suçu kendisi işlemiş] gibi mücâzât olunur [cezalandırılır]] ve [ta’ammüden [kasden] bir şahsı katleden veyâ eben-ecdâd [babadan, dededen] ve ümmehât [analar] ve ceddâtından [atalarından] birini velev [ister] min-gayr-ı ta’ammüd [istemeden] kasden katl eyleyen kimse i’dâm olunur], [gerek müsellah [silahlı] ve gerek gayr-ı müsellah [silahsız] ‘alenen tehâcüm [hücum] ile ve gerek kesr-i sûr [duvar kırarak] ve ebvâb [kapılar] ile gerek eşhâs [şahıslar] üzerine icrâ-yı tazyîk [baskı yapmak] ile müctemi’an [toplu bir halde] zahîre ve erzâk ve emti’a veya eşyâyı yağma ve tahrîb etmek......... i’dâm] ‘ibârâtını [cümlelerini] nâtık [beyan] olduğundan işbu fıkarât-ı kânûniyye [kanun fıkraları] hükmüne tevfîkan [uygun olarak] her ikisinin i’dâmlarına ve merkûmândan [iki kişiden] Mehmed Necâti’nin hukûk-ı medeniyyeden ıskâtı [düşürülmesi] ve emvâlinin [mallarının] haczi ile usûlü dâiresinde idâre etdirilmesine ve gerek bir günde yirmi bin kişi birden sevk olunan Erzurum Ermenileri’nin tehcîrinde ve gerek Bayburd ve Ergani Ma’deni vakâyi’-i tehcîriyyesinde [tehcir olaylarında] maznûniyyetleri [suçlulukları] anlaşılan ma’lûmü’l-esâmî [isimleri bilinen] yirmi altı zevât ve eşhâs [şahıslar] hakkında dahî ta’kîbât-ı kânûniyye [kanun takibatı] icrâsına Nusret’in vicâhında [yüzüne karşı] ve Mehmed Necâti’nin gıyâbında [duruşmada bulunmaksızın] müttefikân karâr verildi.

20 Temmuz sene 336



Copyright © 2011-2015 Taner Akçam: www.armenocide.net A Documentation of the Armenian Genocide in World War I. All rights reserved