1915-11-10-DE-011
Türk :: de en tr
Home: www.armenocide.net
Link: http://www.armenocide.net/armenocide/armgende.nsf/$$AllDocs/1915-11-10-DE-011
Source: DE/PA-AA/BoKon/171
Publication: DuA Dok. 197
Central register: 1915-A-31375
Embassy register: A53a/1915/6751
Edition: Ermeni Soykırımı 1915/16
Last updated: 04/22/2012


İmparatorluk Şansölyesi’nden (Bethmann Hollweg) İstanbul Maslahatgüzârı’na (Neurath)

Talimat



No.875

Berlin, 10 Kasım 1915

2 Adet Ek

Ekte kopyasını ilettiğim dilekçede Almanya’daki Protestan çevrelerin ünlü temsilcileri benim nezdimde Ermeni sorununu dile getirdiler. Yine yazıya ekli bulunan Alman Katolikleri Merkez Komitesi Misyon Konferansı kararı da aynı konuyla ilgilidir. Her iki açıklama Türklerin Ermenilere karşı davranışının Almanya’da da artan endişe ve heyecanla izlendiğini göstermektedir.

Pek muhterem cenaplarını, eklerde dile getirilen husus ve istekleri de dikkate alarak her fırsatta ısrarla Babıali’deki etkinizi Ermenilerin lehine kullanmanızı ve özellikle de Babıali’nin önlemlerinin Türkiye’deki Hıristiyan halkının geri kalanına genişletilmemesi için dikkat etmenizi salık veriyorum.

Muhterem cenabımız, lütfen konunun gidişâtı hakkında beni sürekli bilgilendiriniz.


Bethmann Hollweg


Ek 1
Berlin, 15 Ekim 1915

Suret


Alman İmparatorluk Şansölyesi’ne

Sayın Bay Dr. von Bethmann Hollweg, Ekselansları, Berlin W.


Sayın Ekselansları

İmza atanlar ve gittikçe genişleyen Alman Hıristiyan çevreler, inandırıcı haberlere göre, maruz kaldıkları insanlık dışı önlemler en kısa sürede durdurulmazsa tümüyle yok edilme tehdidi altında bulunan Türkiye’deki Ermenilerin feryat dolu kaderi dolayısıyla içerisine girdikleri huzursuzluğu ifade etmeyi vicdanen zorunlu hissetmektedirler.

Bu haberler bize şu tabloyu çizmektedir:

Zaten Rusya-Türkiye savaşından bu yana doğu vilayetlerindeki yüzlerce Ermeni köyü Kürtler ve başıbozuklar tarafından yağma edildikten ve binlerce savunmasız Ermeni öldürüldükten sonra, Mayıs sonunda tüm Ermeni halkın bütün Anadolu vilayetlerinden ve Kilikya'dan Bağdat demiryolunun güneyindeki Arap bozkırlarına deportasyonu emredildi. Bu önlem insanlık dışı bir sertlikle geçtiğimiz aylarda uygulandı.

Ermeni halkının askerlik yapabilecek erkekleri orduya alınıp, silahsız bir halde iç bölgelerin cephe gerisi yollarında yük taşıyıcıları ya da yol yapım amelesi olarak kullanılırken, erkek koruyucuları ellerinden alınmış kadın, çocuk, hasta ve yaşlılar oturdukları yerlerden çıkartıldı, varlıkları gasp edildi ve donanımsız ve yiyeceksiz, çıplak ayak, aç, hakaretlere ve sürekli kötü muamele ve tecavüzlere maruz kalarak, yüzlerce, binlerce kişilik sürü benzeri yığınlar halinde kaba zaptiyeler tarafından yüzlerce mil uzakta sürgüne sürüklendiler. Bu önlem, başkentte ve iç kesimin merkezlerinde halk liderleri, entelektüeller, halkın ileri gelenleri ve din adamlarının bir gecede hapse atılmaları ve sorgusuz, mahkemesiz kurşuna dizilmeleri ya da sürgün edilmeleriyle başlatıldı. Çalışma hizmeti için askere çağrılan yükümlülüler yollarda saldırılara uğradılar ve vuruldular. Deporte edilen kadın, çocuk ve yaşlıların yarısından daha azı varış noktalarına ulaşabilmişlerdir. Kızlar ve genç kadınlar Türk haremlerine ve Kürt köylerine kaçırılmışlardı. Oralarda Müslüman olmalarından başka çareleri kalmamıştır. Aynı şekilde sayısız çocuk hristiyan ana-babalarından alındı ve şimdi Müslüman olarak yetiştirilmekteler. Nakil işleminden yalnızca Müslüman olmayı kabul eden yüzlerce Hıristiyan aile kurtulmuştur. Tehcir önlemi gerçekte en büyük ölçekli bir katliam karakteri taşımaktaydı. Yolun belirli noktalarındaki kıyımlarla, açlık ve susuzluktan ölümlerle, sürülenlerin sayısı göründüğü kadarıyla, yarıya indirildi.

Tabii ki deporte edilen ve katledilenlerin kesin sayısı hakkında tam bir saptama yapmak olanaksız. Ermeni patriğinin istatistiklerine göre nakil ile karşı karşıya kalan vilayetlerde yaklaşık 1.200.000 Ermeni yaşamaktaydı. Nüfusun bir kısmının dağlara kaçabildiği ve uzak bölgelerin nakledilmediği varsayılsa bile, yine de geriye deportasyon ve boğazlanmalara maruz kalan yaklaşık bir milyon Ermeni Hıristiyan kalıyor, hem de onların Gregoryan, Roma Katolik ve Protestan mezhepleri arasında hiçbir ayrım yapılmaksızın. Bunların yarısının veya her ne kadar ise o kadarının öldürülüp öldürülmediğini, Müslümanlığı kabul eden ailelerinin sayısının binleri ya da onbinleri bulup bulmadığını, şu an kimse söyleyemez. Ama Doğunun bu en çalışkan ve azimli Hristiyan halkına vurulan darbenin, Türkiye’nin geleceği için ekonomik, kültürel ve siyasi ilişkiler bakımından vahim sonuçları olacağına ve barış görüşmelerinde Türkiye ile ittifak yapmış güçlerin çıkarlarına ve onuruna en hassas biçimde dokunacağına kuşku olamaz.

İçerideki, neredeyse tamamıyla Ermenilerin elinde bulunan ticaret ve zanaatkârlık yok edildi. İstanbul (yakl. 180.000), İzmir (28.000) Adana ve Ermeni bölgelerinin sınır boylerında bulunan ve şimdiye dek nakil işlemine maruz kalmayan diğer şehirlerde ticaret ve zanaatkarlıkla uğraşan Ermeni nüfusun göç ettirilme hazırlıkları, Almanya’yı son derece yakından ilgilendiren, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için vahim sonuçlar doğuracaktır. Ülkeyi tanıyan uzmanların yargılarına göre Türk ve Yahudi halklarının Ermenilerin bıraktığı boşluğu doldurmaları onlarca yılı alacaktır. Bu sorulara ekonomik yaşamın otoriteleri cevap versin.

Ancak imzası bulunanları birinci ölçüde huzursuz eden ve ekselanslarının güvenlerine sığınmalarına neden olan, gittikçe yayılan Türk milliyetçiliği ve İslam fanatizminden dolayı ciddi tehlikelere maruz kalan Alman ekonomik ve kültürel işbirliğinin geleceği değildir. Bizim vicdanımızı rahatsız eden, birer Hıristiyan olarak Alman halkına, Türkiye’nin müttefiki olarak söz konusu olaylar karşısında yüklenecek olan sorumluluktur.

Sadece müttefik basını değil, tarafsız ülkelerin kamuoyları da Almanya’yı Türkiye içinde olup bitenlerden sorumlu tutmaktadır. Elbette bu noktada Alman diplomasisinin Babıali üzerindeki etkisi olduğundan büyük görülmektedir. Fakat müttefik güçlerinin devre dışı bırakılmasından sonra Boğaziçindeki tek gücün -Hristiyan katliamını engellemek için söz konusu olan tek gücün- Almanya olduğu izlenimi varolmaya devam ediyor. Ermeni halkını yok etmekle tehdit eden cezai önlemler, Babıali tarafından Ermeni halkının devrimci teşebbüsleri ve sınır bölgelerindeki stratejik önlemlerle gerekçelendirilmektedir. Herhangi bir yerde Ermeniler bahsedilen suçlamaları hak etmiş olabilirler- bizim bilgilerimize göre Ermenilerin siyasi ya da dini organizasyonlarının anavatana karşı düşmanca davranış sergilediklerini kanıtlayabilecek herhangi bir bulguya rastlanmamıştır- kaldı ki bu bile alınan korkunç önlemleri açıklayamaz. Biz Türk hükümetinin bu husustaki hedefleri konusunda yargılara varmaktan geri duruyoruz. Her halükârda uygulamada İslam fanatizminin ve Hıristiyan düşmanlığının en korkunç teşviki görülmüştür ve bu teşvik Türkiye’deki diğer gayrimüslim halk toplulukları için de tehlike teşkil etmektedir. Şunun gibi sözler dolaşıyor ortalıkta: “Ülke sadece Müslüman olsun, başka bir şey değil. Misyoner enstitülerinin boşaltılması da bunu tasdik etmektedir. İçerideki her türlü Hıristiyan hayırperverlik kurumunun ve tüm yabancı kültür etkilerinin kurutulduğu izlenimi oluşmaktadır.

Bu olaylar geri kalan Hıristiyanlık için kesinlikle tahammül edilebilir gibi değildir ve Türkiye’nin iç ilişkilerini dış müdahalelerden koruma için sürdürdüğü haklı çabasında kendisine aşılması neredeyse imkansız zorluklar yaratması beklenmelidir. Tarafsız ve düşman dış ülkelerde bu husustaki heyecan gittikçe artmaktadır ve gerçekler tüm boyutlarıyla açıklığa kavuştuğunda tutkulu bir patlamaya yol açacaktır. Bu öfke o zaman doğrudan, Türkiye ile olan ilişkileri sayesinde bu korkunç olayların önüne geçebilecek ve gerekli önlemleri stratejik önlemlere indirgeyebilecek güce sahip olan Almanya’ya yönelmeyecek midir? Her nasıl ki Almanya, Türkiye’nin savaşa girmesi ve “cihad” açıklaması için sorumlu tutulduysa, Hıristiyan bir halkın katliamından da tüm suç Almanya’ya verilecektir. Bunların etkisi de endişelerimize göre sözde Belçika mezalimine karşı ajitasyonda olduğundan daha derinlere gidecektir.

Her ne kadar şimdiye dek dış ülkelerin tüm suçlamaları halkımızın müttefik vicdanından etkisiz bir şekilde geçtiyse de, duyulmasını kimsenin önleyemeyeceği bu haberler, Alman Hıristiyanları üzerinde en uğursuz etkiyi yapacaktır. Daha cihad ilânında bile belirli çevrelerde vicdani hesaplaşmalar doğmuştu; ancak bizler o zaman bunları, bu cihadın doğrudan Hıristiyanlara karşı yürütülmediğini, aksine Hristiyan halklarla elele Türkiye’nin düşmanlarına karşı yürütüldüğünü söyleyerek yatıştırabilmiştik. Ama kimse, müttefiklerinin nasıl tüm bir Hıristiyan halkını yok ettiklerini gördüklerinde, bu olayın Alman Hristiyanlarının sevincinde yaratacağı felç edici etkiyi engellemeyecektir. Tanrıya silahlarımızın zaferi için yakardığımız temiz vicdanımızda halkımızın direnme gücü yatmaktadır. Eğer başka inançlara sahip müttefiklerimiz tarafından yüzbinlerce dindaşımızın amaçsız ve anlamsız bir şekilde, biz kurtulmaları için bir şey yapmadan, ölüme gönderildikleri duyulursa, bu birlik ve mutluluk sarsılacaktır.

Biz de bilmekteyiz ki, Alman Hükümeti tarafından da Ermenilerin yok edilmesini (cümle bozuk, “yok edilmesine karşı” demek istiyorlar-çev.) yönlendirmek için Türkiye’nin kendi çıkarları doğrultusunda da adımlar atılmıştır.

Olgular, ne yazık ki bu adımların vahim kaderi önleyemediklerini göstermiştir. Türk hükümeti bildiğimiz kadarıyla deporte edilenleri açlıktan ölmekten korumak için gerekli önlemleri almamıştır, hatta güç durumda olan kadın ve çocuklara yardım getirme teşebbüslerini de reddetmiştir. Deporte edilenlerden hayatta kalanların da, ekseriyetle kadın ve çocuklar, yok olmaya mahkum olduklarından endişelenilmektedir.

Buna biz susarak seyirci kalamayız, Hıristiyan halkımız kalamaz. Kendisi tüm ülkelerdeki İslami duyguları kendi ulusal amaçları için uyandıran ve kullanan Türk hükümeti, Hıristiyan müttefiklerinden kendi Hıristiyan duygularını suskunluğa mahkum etmesini bekleyemez. Kendi sorumluluğu altında, tüm Hıristiyanlığın yüzüne vurulmuş bir darbe olarak algılayacağı muazzam bir cürümün işlenmesine izin verdiğinde, bunun gelecekteki yolunu nasıl zorlaştıracağını anlamalıdır. Alman isminin saygınlığının bu korkunç cürümlerin suç ortağı olarak lekelenmesi engellenmelidir. Almanlar esir Müslümanlar için camiler inşa ederken yüzlerce Hıristiyan kilisesinin yok edilmesi, ya da camiye dönüştürülmesi düşüncesi tahammül edilir gibi değildir. Basın, Müslüman müttefiklerimizin soyluluğunu ve hoşgörüsünü överken, Müslümanlar tarafından suçsuz Hıristiyanların kanlarının seller gibi akıtıldığını ve on binlercesinin Müslüman olmaya zorlandığını bilmek, vicdanımızı sızlatıyor.

Bizler, Alman Hıristiyanlar olarak imparatorluğumuzun Türkiye ile girdiğimiz ittifakın bize getirdiği yükümlülükleri reddetmiyoruz. Yanımızda sürdürdükleri kahramanca mücadeleden onların da hakkettikleri meyveleri biçmeleri bizim de samimi isteğimiz, amacımız kesinlikle işlerini herhangi bir şekilde zorlaştırmak değildir. Ama dindaşlarımıza karşı sorumluluklarımızı da inkâr edemeyiz. Aksi takdirde onur ve vicdana karşı davranmış oluruz ve halkımızın zaferi üzerine gölge düşer.

İleri sürdüğümüz bu nedenlerden dolayı Ekselanslarından, yaratılan durumun tahammül edilmezliğini ve yardım önlemlerinin ne derecede acil olduğunu Babıali nezdinde vurgulamasını, bu esnada kesinlikle Türkiye’nin çıkarlarına ya da bizim savaş hedeflerimize ulaşmamıza ters düşmeyecek, ama insanlık namına ve ekonomik çıkarlar için son derece önemli olan üç hedefi gözler önüne sermesini, istirham ediyoruz:

1) Şimdiye dek dokunulmayan İstanbul, İzmir, Adana ve diğer, henüz dokunulmayan şehirlerde bulunan Ermeni nüfusun deportasyonunun engellenmesi,

2) Mezopotamya bozkırlarındaki yüzbinlerce kadın ve çocuğu hayatta tutmak için sadece göstermelik değil, gerçek önlemlerin alınmasını ve geriye kalan Ermenilerin yeni zulümlere maruz kalmalarının engellenmesi,

3) Diğer ülkelerdeki Hıristiyanlara, belki Alman ve tarafsız güvenilir kişilerin de katkılarıyla yardıma muhtaç olan deporte edilenlere yardım hizmetlerinin götürülmesi ve desteklenmesine izin verilmesi.

Barış yapıldığında, şimdi zorla Müslümanlaştırılan Hıristiyanların, Hıristiyanlığa geri dönmelerinin mümkün kılınması ve Türkiye’deki Hıristiyan azınlığın gelecekte barışçıl ve dürüst bir gelişim gösterebilmeleri için şarktaki Hristiyan hayırperverlik ve kültür faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için bir teminatın verilmesine dikkat edilmesini rica ediyoruz.

Ekselanslarının bizi en kısa sürede Alman Hıristiyanlar arasındaki huzursuzluğa karşı durabilecek ve dış ülkelerin suçlamalarını boşa çıkarabilecek duruma getirmesini en derin saygılarımızla arz ediyoruz.

Ekselanslarının sadık kulları

Dr. Karl Axenfeld, Berlin Misyonerlik Topluluğunun Direktörü. Berlin.
Profesör D. Baumgarten, Kiel.
Profesör Dr. Johannes Burchard, Posen Kraliyet Akademisinde Hukuk Bilimleri Profesörü. Posen.
Superintendant D. A. Cordes, Leipzig.
D. Adolf Deissmann, Berlin Üniversitesi teoloji Ord. Profesörü, D.O.M. yönetim kurulu üyesi.
Başvaiz D. Dibelius-Dresden, Protestan Eyalet Meclisi Başkan Yardımcısı. Rahip D. Erich Foerster, Frankfurt a/M.
Th. Haarbeck, Pfr., Deutscher Verband für Gemeinschaftspflege und Evangelisation Derneği 1. Başkanı, Barmen.
Müdür D. G. Haccius, Hermannsburg i. Hann.
A. Haccius, yüce adalet meclisi üyesi, Hannover.
Haendler, Propst ve Genel superintendant, Berlin.
Prof D. v. Harnack, Yüce Meclis Üyesi Berlin-Grunewald
Profesör D. G. Haussleiter, Halle/S.
Held, Sudan-Öncü-Misyonerliği Misyon Müfettişi, Wiesbaden.
P. O. Hennig, Cemaat Misyonu Başkanı, Herrnhut.
Profesör Dr. W. Herrmann, Marburg.
D. Hesekiel, Genel superintendant, Wernigerode.
Dr. Hornemann, Eyalet Meclisi Üyesi, Berlin.
Genel superintendant D. Kaftan, Kiel.
Pastor D. Dr Kind, Genel Protestan Misyon Derneği Başkanı, Berlin.
D W L Kolbing in Herrnhut, Kudüs Protestan Sığınmacıları İdaresi Başkanı.
Dr. Johannes Lepsius, Potsdam.
Yüksek Meclis Üyesi Prof Dr. Loofs, Halle.
Profesör D. Mahling, Berlin-Charlottenburg.
D. Philipps, Berlin-Charlottenburg.
Şehir Rahibi Pfisterer, Weinsberg-Württemberg.
Profesör D. Julius Richter, Berlin-Steglitz.
Pastor Röbbelen, Hermannsburg i. 1-1., İran Lutheryen Misyon Derneği Başkanı.
Roedenbeck, Diazös Superintendant Potsdam 1, Alman Şark Misyonerliği Müdürü, Klein-Glienicke, Potsdam yakınlarında.
Lic. Dr. Paul Rohrbach, Berlin.
Peder Johs. Spiecker, Rhein Misyon Birliği, Barmen.
Misyoner Müfettişi Lic. Schlunk, Hamburg.
Schlicht, Superintendant, Kudüs’teki Protestan Cemaatinin eski pederi., Rudow b. Berlin.
A. W. Schreiber, Misyonerlik Müdürü, Berlin-Steglitz.
D. Dr. Hans von Schubert, Yüksek Kilise Meclisi Üyesi, Teoloji Ord. Profesörü, şu sıralarda Heidelberg’teki Teoloji Fakültesi Dekanı.
Profesör D. Dr. R. Seeberg, Berlin.
Müdür D. F. A. Spiecker in Berlin-Grünewald.
Peder Ewald Stier, ‘Alman Ermeni Derneği“ ve “Notwendiges Liebeswerk“ derneği.
F. Schuchardt, Şarktaki Hıristiyan Hayırperverlik Kurumunun Alman Yardım Birliği, E. V., Frankfurt a/Main.
Martin Urban, Misyon Müfettişi, Güney Doğu Avrupa Misyonu Başkanı, HausdorfKr. Neurode.
Profesör Dr. Weckesser, Karlsruhe.
Geh. Kirchenrat H. 1-1. Wendt, Jena’da Teoloji Profesörü.
Winkler, Peder, Berlin, Alman Şark Misyonerliği Yönetiminin Üyesi.
Adolf Zeller, Patrik, Zehlendorf eskiden Maraş, Halep Vilayeti.
Gerhard von Zezschwitz, Peder ve Burgbornheim’de Senyör, Bayern.
Kudüs’ten Profesör D. Dr. Dalman.
Gustav Gerock, Stuttgart’ta Şehir Rahibi.
Johannes Lohmann, Miechowitz’deki Diakonisstler Evi Friedenshort rahibi.
Lic. R. Mumm, Alman Şansölyesi Meclisi üyesi, Berlin. N.W. 87.


Ek 2

Berlin, 29 Ekim 1915

Almanya Katolikleri Genel Kurulları için 29. Ekim 1915 tarihinde Berlin’de toplanan Merkez Komitesi’nin Misyon Kurulu, şu sıralar Türk hükümeti tarafından Ermenilere karşı yürütülen olağanüstü sert önlemlere derhal bir son verilmesi için sesini yükseltmeyi kaçınılmaz bir yükümlülük saymaktadır. Ermenilere yöneltilen suçlar ne olurlarsa olsun, Türk hükümetinin de kulaklarını tıkayamayacağı insanlık kuralları Ermeni halkının yok edilmesine karşı çıkmayı gerektirir.

Kurulun Ermenilerin kötü kaderini hafifletmek için elinden gelen her şeyi yaptığı konusunda Alman İmparatorluk yönetimine güveni tamdır. Ama yine de Ermenistan’daki dehşet olaylarının sürmesi göz önünde bulundurulduğunda, aralıksız olarak diplomatik yollarla, müttefikimiz olan Türkiye’nin hükümetine Ermenilerin kötü kaderlerinin hafifletilmesi için, askeri müttefikliği tehlikeye atmadan gerçekleştirilebilecek, tüm olanakların seferber edilmesi için elinizden geleni yapmanızı rica ediyoruz.

Türk Hükümeti, Almanya’nın Hıristiyan halkının, Türkiye ile siyasi ittifaka olan coşkusuna rağmen, Türkiye’deki din kardeşleri öylesine ağır baskılara maruz kalırsa, huzursuzluğa kapılacağını kavramak zorunda kalacaktır. Üstelik bu, misyon kurulu toplantısı esnasında özellikle anlaşıldığı gibi, tüm Alman Katolikleri Türkiye’deki tüm Hıristiyan halkların Türk devletine tam sadakat göstermesi görüşünü destekledikleri ve kendileri de bu doğrultuda şarktaki Hıristiyanları etkilemek ve onlarda vatandaşlık zihniyeti yönünde anlayış uyandırmak için çalışmaya hazır oldukları için daha da büyük bir önem taşımaktadır.

Ayrıca bizatihi Türkiye’nin doğru anlaşılan çıkarları, Ermeniler gibi şimdiye kadar devlet idaresi ve ekonomik ilerleme alanlarında onun için hizmet etmiş öylesine değerli çalışanlardan kendisini mahrum etmemeyi gerektirir.

Ama hepsinden de önemli olarak Alman Şansölyesinden Türkiye’nin diğer bölgelerindeki Hıristiyan halka karşı da benzer olayların asla gerçekleşmemesi için dikkatle göz kulak olmasını rica ediyoruz.

Aşağıda imzası bulunan misyon kurulunda temsil edilen Alman Katolikleri, ifade edilen olumsuz durumların ortadan kaldırılmasıyla Türkiye ile olan ittifakımızın Almanya’nın Hıristiyan halkınca bundan sonra da sevinçli bir hava ve katılımla karşılanacağı konusunda Alman İmparatorluğu yönetimine ve dost Türkiye Hükümeti’ne tam güven beslemektedir.

Misyon kurulunda temsil edilen Alman Katoliklerinin bütün örgütleri adına imzalayanlar:


Başpiskopos Dr. Werthmann, Başkan
Hukuk Müşaviri Dr. jur. Carl Bachem
M. Erzberger, Reichstag üyesi.



Copyright © 1995-2018 Wolfgang & Sigrid Gust (Ed.): www.armenocide.net A Documentation of the Armenian Genocide in World War I. All rights reserved