1916-03-03-DE-001
Türk :: de en tr
Home: www.armenocide.net
Link: http://www.armenocide.net/armenocide/armgende.nsf/$$AllDocs/1916-03-03-DE-001
Source: DE/PA-AA/R14090
Publication: DuA Dok. 246 (gk.)
Central register: 1916-A-05914
Edition: Ermeni Soykırımı 1915/16
Date of entry in central register: 03/04/1916 p.m.
Last updated: 04/22/2012


Reichstag Milletvekili Matthias Erzberger’den Dışişleri Bakanlığı Komisyonu üyesi Rosenberg’e

Yazı


Berlin, 3 Mart 1916

Sayın Baron,

Ekte şunlar sunulmuştur

1.) Kıyamet Kilisesi’nin (Coenaculum) alınması önerisiyle ilgili dün umumi karargâha sayın Alman şansölyesine göndermiş olduğum mektubun kopyası,

2.) Enver Paşa‘ya ve Talat‘a, verilecek layiha için kendi oluşturduğum taslak, son saydığıma (Talat’a-çev.) bunun Fransızca çevirisini. Bu memorandum hakkında gelecek Pazartesi Köln‘de sayın Kardinal von Hartmann ile konuşacağım.

Bir değişiklik hakkında herhangi bir isteğiniz varsa, bunu bugün bana bildirirseniz benim için çok iyi olur.


Yüksek saygılarımla
Sizin sadık kulunuz
[M. Erzberger]


Ek

Türkiye‘deki Hıristiyanların lehine tedbirler hakkında layiha.

III. Katolik Ermenilerin durumu.

1) Sayıları bazıları tarafından yaklaşık 100.000 civarında, bazılarıysa ondan da yukarı olduğu tahmin edilen Katolik Ermeniler, sözümona Gregoriyen ya da Ortodoks Ermenilerden olduğu kadar Protestan Ermenilerden de kesin olarak ayrı tutulmalıdır. Onlar kendilerine ait bir patriğin yönetimindedirler ve Türk hükümeti onları millet olarak tanımıştır ve asla milliyetleri bakımdan şikayet için bir gerekçe vermemişlerdir. Onların genelde takdir bulan, özellikle milliyetçi çabalara karşı antipatileri, yurttaşlarının (yani diğer ermenilerin-çev.) büyük nefretini kendi üzerlerine çekmiştir ve milliyetçi entrikaları yasaklayan patriklerine de bizzat büyük düşmanlık kazandırmıştır. Ulusal-Ermeni bağımsızlık fikrinin temsilcileri Rusya‘ya dayanan Ortodoks Ermenilerdi. Onlar Rusya‘dan gönderilenleri ve diğer taraftan Amerikan okullarında eğitilmiş Ermenileri kendi içlerinde barındırıyorlardı, ki bunlar din ile birlikte Protestan-amerikan misyonerlerinin genellikle demokratik zihniyetini de alır, sıklıkla Amerika‘ya seyahatler düzenler ve sonra “aydınlanmacı” olarak geri dönerlerdi.

2) Katolik Ermenilerin sadık tutumlarına ve onlara verilen teminatlara rağmen yurttaşlarının başlarına gelen kaderin aynısı onları da buldu. Onlarda can ve mal kaybı aşağı yukarı diğerlerindeki kadar büyük, uygulamada genelde yapılan tek fark infaz ve sürgünlerin birkaç gün ya da hafta ertelenmesiydi. İçeriden Ermeni olmayan görgü tanıklarının getirdiği raporlar yazılamayacak kadar korkunç. Ermeni-Katolik kilisesinin şimdiki durumu aşağıdaki gibidir.

3) 15 piskoposluktan 11‘i artık yok: Adana, Ankara, Kayseri, Diyarbakır, Erzurum, Harput, Malatya, Mardin, Muş, Sivas, Trabzon. İki piskoposluk kısmen imha edilmiştir: Maraş ve Halep. Faaliyette olanlar sadece İstanbul ve Bursa, üstelik onların bile kısmen kayıpları olmuştur. Örneğin İzmit‘te Katolik Ermeniler gregoriyen Ermeniler gibi kovuldu, yaşadıkları semtler yakıldı, malları güya sürülenler yararına satıldı, ama aslında Türk memurların zenginleşmesi için verildi. Piskoposlukların yıkılmasıyla ilgili asıl önemli olan, Diyarbakır, Harput, Malatya, Mardin, Muş ve kısmen Erzurum‘da yaşayan insanların katliam ile, geri kalanların ise sürgün ile yok edilmesi idi.

4) Sürgün insana öldürülmekten daha hafif bir cezaymış gibi gelir. Ama aslında ikisinin birbirinden pek bir farkı yoktur. Çünkü yapılan genel katliamlardan her zaman bazıları kaçabiliyor, saklanabiliyor ya da dağlarda gizlenebiliyorken, sürgünlerde hayatta kalma şansları çok daha düşüktür. İnsanları haftalarca ve aylarca hayvan sürüleri gibi onlar için belirlenen yere doğru sürüyorlar, gerekli besin kaynakları çok ender olarak bulunuyor. Böylece zavallılar kitleler halinde açlıktan ya da salgınlar yüzünden ölmektedir. Sürgün yerine vardıklarında onlar için durup dinlenmek yok, hemen tekrar yeni bir sürgün yerine doğru sürülmeye başlarlar ve oradan da yine yeni bir yere, öyle ki asla dur durak yok. Başka örneklerde aileler Türklerin yerleşim yerlerinde dağıtılıyor ve genel olarak erkekleri kadınlardan ayırdıkları için kadınlar geçimlerini kendi başlarına sağlamak zorunda kalıyorlar. Açlık ve tehditler onları Türklerin ellerine düşürmektedir. Bu durumda çocuklar kendiliğinden Türkleşiyorlar, ya da “savaşta öksüz kalmış çocuk olarak“ devlet tarafından resmi yollarla Türkleştirilirler.

5) Türk hükümetinin piskopos mümessillere verdiği sözlerden, geri kalan Katolik Ermenilerin geri dönebileceği ümit ediliyordu. Ama gerçekte onlardan hiç biri geri dönmedi. Tam aksine. Güvenilir kaynaklardan alınan haberlere göre şimdi Maraş, Antep ve Halep‘te geri kalan Ermenilere karşı da aynı tutum sergileniyor.

Türk hükümetinin güttüğü politikalar, itilaf devletlerin baskısını, itham ve iddialara karşı savaş sırasında yumuşatıcı etki yaratacak bir takım tedbirlerin alınmasını gerektiriyor. Hemen uygulanacak tedbirler olarak şunlar öneriliyor:

1) Sürgüne gönderilen kişilere direkt yaklaşma imkânı, ancak özel kişilerle değil, Almanya‘da teçhizatlandırılacak ve bedavaya çalışacak Maltalı Şövalye Tarikatının bir misyonu ile yaklaşılacak. Ekmek ve gerekli diğer nakdi yardımlar bu misyon vasıtasıyla dağıtılacak ancak Alman ya da Türk hükümeti tarafından sağlanacak.

2) Sürgüne gönderilenlerin yavaş yavaş geri getirilmesi ve yeniden yerleştirilmesi, imkân olursa tren yollarının yakınlarına, ki bir yandan daha iyi gözlem altında tutulabilsin, diğer yandan yiyecek ve içecek ile daha kolay bakılabilsinler. Her halükarda savaş bölgesine dahil sayılan yerler göz önünde bulundurulmayacaktır. Bununla birlikte yerleşme alanları Anadolu bölgesiyle sınırlı olup, Suriye ve Arabistan‘a yayılmamalı. Yerleşme kapalı meskûn mahallerde gerçekleşecektir. Hükümet geriye dönen Ermenilere önceden sahip oldukları toprakların miktarı kadar ve kalitesine denk düşen topraklar verecektir. Ev ve mal kayıplarına karşılık kendilerine bedava inşaat malzemesi, tarım araç ve gereçleri ve ekin için tohum verilecektir. Geriye dönüşleri ve yerleşmeleri Maltalı Şövalye Tarikatının delegasyonu ile gerçekleşecektir.

3) Ermenilerin dini ihtiyaçlarının giderilmesi. Örneğin Ankara‘da 2000 Katolik Ermeni, defalarca onlara bir rahip göndermek için çeşitli girişimlerde bulunulmasına karşın hâlâ piskopossuz ve rahipsiz ibadet etmektedir. Kapatılan kiliseler tekrar açılmalı, kiliseye ait mallar geri verilmeli ve korkularından dolayı islama geçiş yapan Ermenilere kiliselerine dönüşleri imkânsız kılınmamalı.

4.) Şehirli Ermeniler, eğer savaş bölgesinde değilse önceden yaşadıkları şehirlere geri dönebilmeli.

5.) Tasfiye kanunu uygulanmayacak, ya da en azından geriye dönen Ermeniler için geçerli olmayacak.

6.) Katolik Ermeniler genelde takdir edildiği gibi devrimci hareketlerden uzak durdukları için geriye getirilmelerinde öncelik tanınmalı.

7.) Türkiye hükümetinden Katolik Ermenilerin Patriği Mrg. Terziyan’ı, Katolik kilisesinin prensiplerine göre tanıması rica edilecek.

Bu tedbirlerin uygulanması ile merkez güçlerin Hıristiyanları arasında var olan kızgınlık yatıştırılırdı. Özellikle Maltalı Tarikatı bu tedbirlerin uygulanması için çok uygun. Bunun için gerekli paralar Alman hükümeti tarafından Türk hükümetine borç olarak sağlanacaktır.

Bu öneriler Türk savaş hedeflerini engelleyen sebepleri ortadan kaldırmayı amaçlayan düşüncelerle yapılmıştır. Türk hükümetinin tüm haklı taleplerini de fazlasıyla karşıladığımızı düşünüyoruz. Bu öneriler diğer taraftan Türkiye’deki tüm yerli ve yabancı Katoliklere tam bir inanç özgürlüğü için garanti vermekte.



Copyright © 1995-2018 Wolfgang & Sigrid Gust (Ed.): www.armenocide.net A Documentation of the Armenian Genocide in World War I. All rights reserved