1920-01-08-TR-001
Türk :: tr
Home: www.armenocide.net
Link: http://www.armenocide.net/armenocide/armgende.nsf/$$AllDocs/1920-01-08-TR-001
Source: TR/Takvîm-i Vekâyi /
Edition: Dîvan-ı Harb-i Örfi Zabıtları
Source First Published: 02/10/1920
Last updated: 03/23/2012


Katib–i Mesuller (Parti Sekreterleri) Davas: Karar Sureti

3772.doc



1

BİRİNCİ DÎVÂN-I HARB-İ `ÖRFÎ

Muhâkemâtı Zabıt Cerîdesi

Re'îs: Mîrlivâ' Es`ad Paşa

A`zâ: Mîrlivâ' İhsân Paşa, Mîrlivâ' Mustafâ Kerîmî Paşa, Mîrlivâ' İsmâ`îl Hakkı Paşa,

Mîralay Süleymân Şâkir Bey

İTTİHÂD VE TERAKKÎ CEM`İYETİ KÂTİB-İ MES'ÛLLERİNİN MUHÂKEMESİ

Vicâhen [yüzlerine karşı] Muhâkemeleri İcrâ Edilen Maznûnînin [sanıkların] Esâmîsi [isimleri]: Mafenya Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] `Avnî Bey, Beyoğlu Kâtib-i Mes'ûlü Hasan Salâhaddin Bey, Eskişehir Kâtib-i Mes'ûlü Doktor Besîm Zühdî Bey, Bursa Kâtib-i Mes'ûlü Doktor Midhat Bey, Mirgün Kâtib-i Mes'ûlü Vekîli Cevdet Bey, Haleb Kâtib-i Mes'ûlü Cemâl Bey, Edirne Müfettişi `Abdulganî Bey, Konya Kâtib-i Mes'ûlü Vekîli Abdulkâdir Efendi, Kastamonu Kâtib-i Mes'ûlü Vekîli Münîr Bey, Kastamonu Kâtib-i Mes'ûl Vekîli Hasan Fehmî Efendi, Karahisâr-ı sâhib Tasfiye Komisyonu Re'îs-i sâbıkı [eski reisi] Âgâh Bey, Karahisâr-ı sâhib Tasfiye Me'mûr-u Sâbıkı [eski memuru] Hayreddîn Bey

KARÂR SÛRETİ

Muhâkemât-ı cârîye [yürütülen muhâkemeler] vechile [üzerine] tarafeynin [iki tarafın] uzun uzadıya istimâ` olunan [dinlenen] iddi`â taleb ve müdâfa`ât ve ifâdâtı sencîde-yi mîzân [yerinde ve ölçülü bir şekilde] tedkîk ve bi'l-cümle [bütün] evrâk-ı da`vâ ve zavâbıt-ı mahkeme [mahkeme zabıtları] ser-â-pâ [baştan aşağıya] mütâla`a ve keyfiyet bi'l-etrâf ta`mîk olundukdan [durum etraflıca ve derinlemesine incelendikten] sonra îcâbı [gereği] tezekkür olundukda [konuşuldukta-söylendikte] mütârekeyi müte`âkib [ardından] hemen her tarafda teşvîkât-ı nifâk-cûyâna [bozgunculuğa neden olan kışkırtmalar] ile sükûn ve âsâyişi ihlâl edecek vesâ'il [sebepler] ihzârında bulundukları [hazırladıkları] istıtlâ`ât-ı mevsûke cümlesinden olan [belgelere dayanarak ve kesin olarak bilinen] İttihâd ve Terakkî Cem`iyeti kâtib ve murahhas-ı mes'ûllerinin [delege ve parti sekreterlerinin] harekât-ı mefsedetkârânede [bozgunculara yakışır hareketlerde] serbest bırakılarak vatanın daha ziyâde harâbîsine [viran olmasına] sebebiyet vermeleri gayr-ı câ'iz [kanuna aykırı] olduğundan derdest olunarak [tutuklanarak] mahfûzen [polis veya jandarmanın korumasında] Der-sa`âdet [İstanbul] Dîvân-ı Harb-i `Örfîsine i`zâmları [gönderilmeleri] ve haklarında icrâ' kılınacak tahkîkât evrâkının dahi irsâli [yollanması] Dâhilîye Nezâreti'nden ta`mîmen [genelge ile] teblîğ olunması üzerine derdest ve peyderpey [tutuklu olanlar birbiri ardına] Dîvân-ı Harbimize i`zâm ve tevdî` edilmiş [gönderilmiş ve verilmiş] olan kâtib ve murahhas-ı mûmâ-ileyhüm [adı geçen parti sekreterleri ve delegeler] haklarında devâ'ir-i istintâkîyece [sorgu hakimliği dairelerince] icrâ' kılınan tahkîkât netîcesinde kuvve-yi `umûmîye-yi devleti [devletin bütün güçlerini] yed-i tagallüb [zorbalıkla kontrolü altına alarak] ve zimâm-ı idâresine alarak [devleti idaresinde söz sahibi olarak ve devleti zorbalıkla kontrol altında tutarak] Harb-i `Umûmî'ye iştirâk ve te'sîs-i ihtikâr [vurgunculuğun ortaya çıkması] ve tehcîr ve taktîl [katliam] ve nefy ve tağrîb-i eşhâs [şahısların sürgün edilmesi ve uzaklaştırılması] ve sâ'ir ef`âl-i kânûn-şikenâne [gibi kanuna aykırı fiiller] ile Memâlik-i `Osmânîyeyi dâhilen [içte] son derece sefâlet ve envâ`-ı mesâ'ibe giriftâr [çeşitli felaketlere uğratarak] ve hâricen [dışta] kudret ve mehâbet-i devleti sektedâr ederek [devletin büyüklüğünü ve gücünü zarara uğratarak] a`zam [büyük] felâketlere dûçâr eden [uğratan] mefsûh [feshedilmiş olan] (İttihâd ve Terakkî Cem`iyeti'nin) âmâl ve makâsidini mürevvec [emellerinin ve maksatlarının propagandasını yapmak] ve `âmilleri [var olma sebepleri] ve vilâyât-ı `Osmânîyede vâsıta-yı icrâ'âtı olmak [cemiyetin Osmanlı vilayetlerindeki işlerine aracı olmak] i`tibâriyle cem`iyetin ber-vech-i muharrer [yazılı olduğu gibi] harekât-ı cinâyetkârânelerine [canilere yakışır hareketlerinde] fer`an zî-medhal [ikinci dereceden suçlu] olmak töhmetiyle Dîvân-ı Harbimize sevk edilmeleriyle `inde'l-muhâkeme [muhâkeme huzurunda] tezâhür eden [ortaya çıkan] ahvâlin ve ef`âl [durumların ve fiillerin] ve mevâdd-ı müdde`âyâtın mâhiyet-i şâmilesine [iddia olunan konuların kapsamında olmasına] ve da`vânın menba` ve menşe'ine [kaynağına ve köküne] ve müşterekü'l-âmâl [ortak istekleri] olan ve tevhîden [birleştirerek] muhâkemeleri icrâ' kılınan maznûn-ı `aleyhümün [sanıkların] hâl ve şekil ve vaz`iyetlerine binâ'en [dayanarak] biri `umûmî ve diğeri şahsî ve ferdî îkâ` etmiş [yapmış] oldukları ef`âl <3Sl> ve cerâ'imi [fiilleri ve suçları] mutazammın olmak [içine almak] üzere iki nokta-yı nazardan [görüşten-bakış açısından] tedkîk ve mütâla`a ile ber-vech-i zîr [aşağıda olduğu gibi] derc ve tezbîr olunmuşdur [yazılmıştır] şöyle ki vazîfe-yi esâsîyeleri efrâd-ı milletin [milletin fertlerinin] ictimâ`iyât ve iktisâdiyâtını [sosyal ve ekonomik yapısını] tanzîm ve i`lâ [düzetmek ve yükseltmek] ve muhtâc-ı mu`âvenet [yardıma muhtaç] olan bîvâyegânı [fakirleri] terfîh ve îvâ [iskan ettirmek ve rahat yaşatmak] ve intihâbât [seçimler] esnâsında usûl ve nizâm dâ'iresinde propaganda tarîkiyle [yoluyla] fırkalarının nâmzedlerinin [adaylarının] intihâbını [seçilmesini] te'mîn ve'l-hâsıl [kısacası] milleti her husûsda tenvîr ve irşâd ile [aydınlatarak ve doğru yolu göstererek] ihtiyâclarını tehvîn etmekden [kolaylaştırmaktan] `ibâret olduğunu söyleyen maznûn-ı `aleyhümden [sanıklardan] ba`zıları bi'l-`akis [aksine] makâsid-i mebhûseden [bahsedilmiş olan maksatlarından] az çok uzaklaşmış ve ictimâ`iyât sadedindeki harekât-ı vâkı`aları [sosyal hayatın esası olarak gerçekleşen hareketleri] i`mâl-i nüfûz ile [kullanarak] `amele taburlarından efrâd çalışdırmak ba`z-ı eshâb-ı emlâkîn [bazı emlak sahiplerinin] hânelerini rızâları hilâfında [rızaları dışında] istimlâk etdirmek sûretiyle kulüb inşâ etmek, tehcîr olunan Ermenilerin ba'z-ı hânelerini kulüb ittihâz [olarak kullanmak] ve emlâk-ı metrûke [terkedilmiş olan mülkler] ile tefrîş eylemek [ev döşemek] intihâbât hengâmında [seçimler sırasında] irşâd ve tenvîr ile [aydınlatma ve doğruluğu göstermekle] iktifâ etmeyüb [yetinmeyip] âmâl ve makâsid-i ihtirâskârâneye [şahsî hırs ve emellere] kapılarak temsîl eyledikleri kuvve-yi mütegallibeye [zorba takımının gücüne] istinâden [dayanarak] hadden efzûn [haddinden fazla] müdâhelât ve tazyîkât göstermiş [müdaheleci ve baskıcı bir politika sergilemiş] ve bu tedhîş [dehşet veren] politikasına rağmen cüz'î [pek az] muhâlefet ederek hakk-ı sarîh-i kânûnîsini [kanunun açıkladığı hakkı] isti`mâl etmek [kullanmak] cesâret-i medenîsini ibrâz edebilenleri [gösterebilenleri] de suver-i muhtelife [değişik şekiller] ile tehdîd ve tahvîf eyleyerek [korkutarak] levâzım-ı meşrûtiyetden [meşrutiyetin gereklerinden] olan tarîk-i meşrû`a [yasal yollarla] muhâlefeti sedd ile [engelleyerek] devr-i mutlakiyetden nev`[an]-mâ [bir bakıma] farkı olmayan bir idâre-yi keyfîye ikâme eylemiş [yerleştirmiş] ve i`âne cem`i [yardım parası toplama] ve istikrâz-ı dâhilî bey`i [iç borç satın alma] esnâsında dahi me'mûrîn-i mes'ûle-yi hükûmetin [hükümetin sorumlu memurlarının] gözleri önünde fazla te'diyâtda [ödemede] bulunmağa iktidârları [güçleri] olmadığından bahs edenler darb ve tahkîre [vurma ve hakaret etme] ve hilâf-ı kânûn [kanuna aykırı] habs ve tevkîfe ve nihâyet mesâ'il-i hayâtîye-yi devletin [devletin hayatî meselelerinin] mahall-i `akd ve halli [kararlaştırıldığı ve halledildiği yer] olan İttihâd ve Terakkî Cem`iyeti'nin Merkez-i `Umûmîsi'nin ittihâz eylediği [verdiği] mukarrerât-ı cinâyetkârânelerine [canilere yakışır kararlara] iştirâk [katılma] ve bi'l-hâssa [özellikle] tehcîr ve taktîl [katliam] ve gasb-ı emvâl [malların zorla alınması] ile iddihâr-ı servet [servet biriktirme] cürmlerini [suçlarını] irtikâba cür'et olunmuş [işlemeye yeltenmiş] ve 14 Mayıs 31 târîhli Kânûn-ı Muvakkat [geçici kanun] mûcibince [gereğince] icrâ' edilen <4Sa> tehcîr keyfiyeti [durumunu] menâfi`-i şahsîyeye [şahsî çıkarları için] vesîle ittihâz edilerek [fırsat olarak kullanılarak] mezkûr [zikredilmiş olan] Merkez-i `Umûmî'nin şebeke-yi teşkilâtları [örgütleri] dâ'iresinde tertîb ve ihzâr eyledikleri [düzenledikleri ve hazırladıkları] gürûh-u bâgîye ve dâlle [sapıtmışlar ve asiler topluluğu] vâsıtasıyla bi'l-hâssa [özellikle] Ermenilerin taktîl ü imhâ'sı [yok edilmesi-katliamı] ve emvâl [mülkleri] ve eşyâ'larının nehb ve yağması husûsunda mârrü'l-beyân [yukarıda geçmiş olan] kâtib ve murahhas-ı mes'ûllerin [delege ve parti sekreterlerinin] ba`zılarınca teshîlât-ı lâzımeye [kolaylaştıracak gereçlere] tevessül ve ta`addî [başvurmuş ve bunda aşırıya gitmiş] ve bi'l-fi`il emvâl-i metrûkeye de [terkedilmiş olan mülklere de] îsâl[-ı] dest ta`addî edilmiş [el uzatmış ve bunda aşırıya gitmiş] olduğu zâhir ve nümâyân olmuş [meydana çıkmış] ve çünki sâlifü'z-zikr [zikredilen] Merkez-i `Umûmî a`zâsından Teşkîlât-ı Mahsûsa Re'îsi Bahâ'e'ddîn Şâkir Beyin Erzurum'dan Ma`mûretü'l-`azîz Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] firârî Resneli Nâzım Beye keşîde etmiş [çekmiş] olduğu şifreli telgrafnâmede (sevk olunduğunu bildirdiğiniz Ermeniler imhâ' olunuyor mu?) deyü yazması ve Yozgad livâ'sıyla Boğazlıyan kazâ'sı taktîl cinâyâtının [katliam suçlarının] Dîvân-ı Harbimizce icrâ'-yı muhâkemesi [muhâkeme edilmesi] esnâsında tezâhür eylediği [meydana çıktığı] vechile [üzere] Ankara Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] Necâti Bey tarafından Yozgad mutasarrıf-ı esbakı [eski mutasarrıfı] Cemâl Beye teklîf olunan imhâ' keyfiyetine muhâlefet etmesine mebnî [dayanarak] mûmâ-ileyh [ad geçen] Cemâl Beyin `azliyle Boğazlıyan kâ'im-makâmı maslûb [asılarak öldürülmüş olan] Kemâl'in Yozgad mutasarrıflığı vekâletine ta`yîni misillü [gibi benzer] tafsîlâtı [ayrıntıları] âtîde [aşağıda] görüleceği üzere Kastamonu Ermenilerinin nüfûs-u `umûmîyeye [genel nüfusa] nisbeten pek ekalliyetde [azınlıkta] olmalarına ve Tehcîr Kânûnu'na tevfîkan [uygun olarak] cinâyetleri de mesbûk olmamasına [görülmemesine] binâ'en [dayanarak] tehcîre muhâlefet ve (ben elimi kana boyamam) ta`bîriyle musirren [ısrarla] tehcîre muhâlefet eden vâlî Reşîd Paşa'nın Kastamonu Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] Hasan Fehmî Efendinin mürâca`ât ve teşebbüsât-ı mütevâlîyesiyle [bir dizi girişimiyle] `azl eylemiş olduğu nümâyân olmuş [ortaya çıkmış] ve yerine Ankara tehcîr ve fecâyi`-i âlûdunu [bu faciaya bağlı diğer işleri] icrâ' ve ikmâl eylemiş [yapmış ve tamamlamış] olan `Âtıf Beyin getirilmesi ve `ayn-ı esbâbdan [aynı sebeplerden] dolayı Bolu tehcîrinin de mahall-i mezkûr [zikredilmiş olan yerin] Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] Doktor Midhat Bey'in ahâlîye (Ermenileri istemeyiz) deyü miting tertîb etdirmesi sûretiyle i`mâl-i nüfûz [etkinliğini kullanmış] ve delâletiyle [yol göstermesiyle] tehcîrin vukû` bulduğu ve Bolu mutasarrıf vekîli `Ali `İlmî Beyin muhâlefeti üzerine Midhat Beyin İstanbul'a gelerek mûmâ-ileyhi [adı geçeni] `azl etdirmesi ve bu sûretle de Tehcîr Kânûnu'nun rûh-u beyânına [esasına] muhâlif olarak tehcîrin her tarafa teşmîl etdirilmesi [yayılması] ve hâdisât-ı fecî`a-yi mütenevvi`anın [çeşitli facia olaylarının] ber-vech-i muharrer [yazılı olduğu gibi] teselsül ve insicâmı [sürekli olarak devam etmesi] taktîl keyfiyetinin [katliam durumunun] Teşkîlât-ı Mahsûsa ile `alâkadâr olarak İttihâd ve Terakkî Cem`iyeti Merkez-i `Umûmîsince tertîb [düzenlenmiş] ve merkez-i mezkûrun [zikredilmiş olan merkezin] mümessil ve mensûblarından [temsilcileri ve üyelerinden] ba`zıları tarafından i`dâd [hazırlanmış] ve teshîl edilmiş [kolaylaştırılmış] olduğuna delâlet [işaret] eden karâ'in-i kâtı`a [kesin belgeler] ve berâhîn-i vâzıhadan [açık deliller] bulunmuşdur.

İmdi böylece vukû`a getirilmiş olan cinâyât-ı mezkûre [zikredilmiş olan suçlar] bi'l-cümle maznûn-ı `aleyhüme [bütün sanıklara] isnâd olunamayub cinâyât-ı mebhûsede [bahsedilmiş olan suçlarda] tebeyyün eden [meydana çıkan] derece-yi iştirâklerine [paylarına] ve her birinin şahsı ve ferdi mürtekib oldukları [suçlar işledikleri] anlaşılan ef`âlin [fiillerin] tavzîh [aydınlatılması] mâhiyetine [esasına] gelince: Maznûn-ı mûmâ-ileyhümden [sanıklardan] Kastamonu Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] Hasan Fehmî Efendinin şühûd-u müstemi`adan [dinlenen şahitlerinden] Kastamonu Vâlî-yi esbakı [eski valisi] Reşîd Paşa'nın Hasan Fehmî Efendi muzırr [zararlı] bir mahlûk olub ahâlî-yi İslâmîyeyi Ermeniler `aleyhinde iğzâb ve tahrîkde [kızdırmakta ve kışkırtmakta] devâm ile berâber bizim vâlî Ermenilerin hâmîsi [koruyucusu], daha doğrusu kâfirlerin vâlîsidir gibi hezeyânlarla [saçma sapan konuışmalarla] ortalığı ifsâd etmekde idüğini [düzenini bozduğu] ve umûr-u hükûmete [hükümet işlerine] müdâhelât-ı hodserânesiyle [başına buyruk müdaheleleriyle] kendisini cidden bîzâr etdiğinden [usandırdığından] dâ'ire-yi hükûmetden tard etdiği [uzaklaştırdığı] gibi o aralık cür'etini artırmasından dolayı vilâyetden kaldırılmasını şifre ile Dâhilîye Nezâretinden taleb <4Sl> eylediğini ve diğer şâhid binbaşılıkdan mütekâ`id [emekli] İsmâ`îl Hakkı Beyin Hasan Fehmî Efendinin emvâl-i metrûkeden [terkedilmiş olan mülklerden] bir çok kıymetdâr eşyâ' alanlardan olduğunu işitdiğini ve diğer şâhid merhûm Müşîr Âsıf Paşazâde Cemâl Beyin Hasan Fehmî Efendinin hânesinde ve kulübün hîn-i ihtirâkında [yandığı sırada] zuhûr eden [ortaya çıkan] emti`a-yı ticârîyenin [ticarî malların] emvâl-i metrûkedeki [terkedilmiş olan mülkdeki] sû'-i isti`mâlâtına en büyük delîl olduğunu ve mûmâ-ileyhin [adı geçenin] tehcîrde Vâlî `Âtıf Beyin refîki [arkadaşı] ve fikren müttehidi idüğini [aynı fikirde olduğunu] ve diğer şâhid Vâhid Efendinin Hasan Fehmî Efendinin tehcîrde `âmil ve mü'essir [sebep ve etkili olduğu] ve nüfûzu [etkinliği] sâyesinde emvâl-i metrûkeden [terkedilmiş olan mülklerden] hayli müstefîd olduğunu [faydalandığını] ve Nizâmîye Dokuzuncu Alay Kumandanlığından mütekâ`id [emekli] ve el-yevm [bugün] müstahdem [hizmete devam eden] Kâ'im-makâm Hurşîd Beyin lâyihasında: Hasan Fehmî Efendinin Reşîd Paşa'nın ifâdesine göre icrâ'ât-ı hükûmete [hükümet işlerine] müdâhale edüb Vâlî `Âtıf Bey'in zamânında da icrâ'ât-ı hükûmeti ele almış idüğini ve mukaddemâ [önce] Kastamonu'da bulunmuş olub el-yevm [bugün] Silifke Jandarma Tabur kumandanlığında bulunan binbaşı Mustafâ Şeref Beyin dahi tehcîr zamânında Kastamonu Jandarma Alay Kumandanı olub ahîren [sora] irtihâl eden [ölen] ve tehcîrin iyi netîce vermeyeceği fikrinde bulunmasından dolayı Vâlî `Âtıf Bey'le arası açılmış olan merhûm [adı geçen] `İzzet Bey içün Hasan Fehmî Efendinin (Ermenilerin tehcîrine mâni` olduğundan dolayı târîh ve ahlâf [geçmiş ve gelecek] `İzzet Beye la`net okuyacakdır) dediğini ve Hasan Fehmî Efendinin tehcîrin tertîb [düzenlenmesinde] ve idâresinde `âmil-i mü'essir [etkili sebeplerden] olanlardan bulunduğunu ve yine şâhidlerden Cevdet ve Sâlim Efendilerle sâ'irenin Hasan Fehmî Efendinin emvâl-i metrûke [terkedilmiş olan mülkler] komisyonuna dâhil olarak mezkûr [zikredilmiş olan] komisyon a`zâsıyla müzâyede-yi `alenîyeden [açık arttırmadan] makdem [gelen] metrûk [terkedilmiş olan] dükkânlara girüb kendisine lâzım olan eşyâ'yı çuval ve küfe ile ve kendi adamı vâsıtasıyla götürdükden sonra dükkânın kepenklerini güşâd [açıp] ve müzâyedeye mübâşeret edildiğini [başlandığını] ve Hasan Fehmî Efendi o zamân vâlînin fevkinde [üstünde] sâhib-i nüfûz [söz sahibi] olduğu içün bu hareketine mümâna`at etmek [engel olmanın] mutasavver [mümkün] olmadığını beyân ve ihbâr eylemiş ve Kastamonu eşrâfından [ileri gelenlerinden] Hâcı Tevfîk ve Meclis-i İdâre baş kâtib-i sâbıkı [eski başkatibi] Besîm Bey'lerle müderrisînden [müderrislerden] Hoca Mehmed Efendi ve tüccârdan Ahmed ve da`vâ vekîli `İzzet Efendilerin bi'l-istinâbe [bulundukları yerdeki mahkemede] ve ma`a'l-kasem [yemin ettirilerek] ahz olunan [alınan] ve Kâ'im-makâm Celâl Beyin istimâ` kılınan [dinlenen] ifâdeleri dahi mezâlim, müdâhelât ve sû'-i isti`mâlât-ı vâkı`ayı mü'eyyed ve müsbet bulunmuşdur [doğrulunu kuvvetlendirmiş ve ispat etmiştir].

Sâbık [eski] Bolu ve lâhik [yeni] Bursa Kâtib-i Mes'ûlü [parti sekreteri] Doktor Midhat Beyin: Bolu Kâtib-i Mes'ûlü bulunduğu sırada Ermeni nüfûsunun kılletine [azlığına] mebnî [dayanarak] hükûmetce tehcîrden istisnâ' edildikleri hâlde i`mâl-i nüfûz ederek [etkinliğini kullanarak] ahâlîye (Ermenileri istemeyiz) deyü miting yapdırdığı ve Bolu Mutasarrıf Vekîli `Ali `İlmî Bey'in tehcîre muhâlefeti üzerine mûmâ-ileyhi [adı geçeni] `azl etdirdiği (ve Bolu mutasarrıflığının tezkeresinde resmen iş`âr olunduğu [bildirildiği] üzere Ermenileri tehcîr etmek üzere Düzce'ye gitdiği) ve bu sûretle tehcîri ve bi'n-netîce [sonuç olarak] fecâyi`-i tehcîrîyeyi [tehcîr facialarının] teshîl eylediği [kolaylaştırdığı] Bursa'da bulunduğu hengâmda [sırada] dahi eşrâf-ı beldeden ba'zılarına icrâ'-yı te'sîr ve nüfûz [itibar ve etkinliğini kullanararak] ve meb`ûs intihâbâtında [seçimlerinde] îkâ`-ı te'sîr [etki ederek] ve İttihâd ve Terakkî kulübünün mübâya`asına [satın almasına] medâr olmak üzere Gemlik'de i`âne [yardım parası] derc ve cem` eylediği [biriktirdiği ve topladığı] bu bâbdaki şikâyet ve resmî iş`ârât [yazışmaların] mündericâtıyla [içindekilerle] zâhir olmuşdur [meydana çıkmıştır]. <5Sa>

İttihâd ve Terakkî Cem`iyeti Edirne müfettişi `Abdulganî Bey'in: Edirne vilâyetinin 27 ve 31 Temmuz 335 târîhli tezkereleriyle merbût [eklenmiş] evrâk-ı tahkîkîye mündericâtından [içindekilerden] müstebân olduğu [anlaşıldığı] üzere Kırk kilise ve Demir Köy meb`ûs intihâbâtında [seçimlerinde] me'mûrîn-i hükûmet [hükümet memurları] üzerinde nâfiz ve mü'essir [etkileyici] bir tavır ve vaz`iyet almış ve müfettişlik sıfatıyla hattâ vilâyet makâmına bile icrâ'-yı te'sîrden [etkilemekten] hâlî [geri] kalmamış Müdâfa`a-yı Millîye'den kendi nâmına akçe ahz [almak] ve i`âne [yardım parası] cem`i [toplamak] husûsunda da icrâ'-yı tazyîk eylemiş [baskı yapmış] olduğu anlaşılmış ve ifâdeleri Edirne müstantiki [sorgu hakimi] ma`rifetiyle [vasıtasıyla] zabt edilmiş [elde edilmiş] olan Artin ve Ohannes Altunyan ve Aleksan Sarrafyan ve Hayk Kürkcüyan ve Leon Marakçıyan ve sâ'irenin: `Abdulganî Bey'in bir hayli Ermeninin mahv ve telefleriyle netîcelenen tehcîrde `âmil-i mü'essir [önemli sebeplerden] olduğunu ve tehcîr esnâsında kabakuşaklı müsellah [silahlı] çetelerle gezdiğini ve Ermenilerin polis karakolhânesinden sevkleri hengâmında [sırada] mûmâ-ileyhin [adı geçenin] emriyle pâralarının alındığını ve Kazazyan birâderlerin yüz bin liralık kazmir ve manifatura mağazasını kendi uşağı Hayrullah'a bin lira mukâbilinde [karşılığında] ve diğer mensûblarına da pek dûn [düşük] fi'âtla emlâk-i metrûke verdirmiş olduğunu ihbâr eylemelerine ve mûmâ-ileyh [adı geçen] `Abdu'l-ganî Bey'in istintâken [sorgu yapılmak suretiyle] mazbût [zabıtlara geçmiş olan] ifâdesinde vâlîye bi'l-mürâca`at [müracaatla] tehcîrden tahlîs eylediğini [kurtulduğunu] mu`terif bulunduğunu [itiraf eden] Ermenilerden `Avâdisyân ve `Aleksânyân Efendilerin ber-vech-i muharrer [yazılı olduğu üzere] tehcîrden ve ta`bîr-i sahîhiyle [gerçek manasıyla] imhâ'dan istisnâ' ve bi'l-âhare [daha sonra] ticâretinde şerîk ittihâz ederek [ortak kabul ederek] nâ'il-i servet ve gınâ etmesi [zengin olması] gibi ahvâlden bir eser-i insâniyet ve fazîlet değil kendisinin bu bâbda [konuda] sâhib-i nüfûz ve iktidâr olduğu müstebân olmuş [anlaşılmış] ve her yerde tehcîr edilenlerin az çok birer mühlet verildiği hâlde Edirne'den tehcîr edilenlerin üzerleri bi't-taharrî [aranarak] akçe ve zî-kıymet [kıymetli] eşyâ'ları ahz olunarak [alınarak] esbâb-ı ma`îşetden [geçinmek için gerekli olanlardan] mahrûm edildikden sonra bilâ-imhâl [hiç vakit geçirmeden] sevk edilmeleri ve bu sevkiyâtın hemen Edirne'den Tekfurdağı'na nakilden `ibâret kalması `Abdu'l-ganî Bey'in `inde'l-muhâkeme [muhâkemesi sırasında] temâs ve işâret eylediği vechile [üzere] Edirne'nin istilâsında cereyân eden hiss-i intikâmın sâ'ik olmuş [sevketmiş] olduğuna delâlet eylemiş [işaret etmiş] olduğu gibi mûmâ-ileyh [adı geçen] `Abdu'l-ganî Bey'in ber-vech-i muharrer [yazılı olduğu üzere] Edirne'den icrâ' kılınan tehcîrin bir gece zarfında yalnız bir kâfilenin naklinden `ibâret olduğunu beyân eylediği hâlde Edirne vilâyetinin iş`âr-ı cevâbîsinde [yazılı cevabında] üç kâfilede tehcîr edilenlerde bir kısmının Deyr-zor'a kadar sevk olundukları beyân olunması sûretiyle bu bâbdaki [konudaki] ifâdesi dahi tekzîb olunmuş [yalanlanmış] ve İttihâd kulübünün binâsı ile setr-i `uyûb [ayıpları gizleme] içün mürâca`at olunan tedâbîr cümlesinden [tedbirlerden] olarak inşâ edilmiş olan İttihâd ve Terakkî Darü'l-Eytâmı [yetimler yurdunu] menâfi`-i `umûmîyeden [genelin mefaatlerinden] `add [kabul ederek] ve i`tibâr [önem vererek] ve İstimlâk Kânûnû'nu da âlet-i ittihâz etdirerek [kullanarak] dûn [düşük] bedel ile istimlâk ve bedel-i mukadderi [belirlenmiş olan bedeli] kulüb veznesinden te'dîye etdirmiş [ödettirmiş] ve bunlardan Mahtûme Hanım'a `â'id hânenin bedel-i istimlâkını hodbehod [kendi kendine- başına buyruk] ta`yîne [belirlemeye] kıyâm etmesi [kalkışması] ve bedel-i mezkûre [zikredilmiş olan bedele] kanâ`at etmeyen Nurî Bey'in eniştesi Ahmed Efendinin Dâhilîye Nezâreti'ne mürâca`atı üzerine -ki bu mürâca`atı `Abdulganî Bey istintâken mu`terefdir [sorgusunda itiraf etmiştir]- (Edirne'de Ganî birdir başka Ganî yokdur ki mürâca`at etsün anın [onun] hânesine üçyüz lira takdîr etdim andan [ondan] fazla bir lira yokdur) deyü söylemesi ve seferber ordunun en mühim devresinde münhasıran [özellikle] inşâ'ât-ı emîrîyede istihdâm olunan `amele taburlarından yüz yirmi kişi almağa muvaffak olarak mezkûr [zikredilmiş olan] kulübde çalışdırması ve hâlbuki böyle bir hâlin ne levâzımât-ı `umûmîyede ve ne de <5Sl> Harbîye Nezâretinde mesbûk olmadığı [zikredilmediği] nezâret-i müşâr-ileyhânın [adı geçen nezaretin] iş`âr-ı cevâbîsinden [yazılı cevabından] anlaşıldığından mûmâ-ileyh [adı geçen] `Abdulganî Beyin mu`âmelât ve icrâ'ât-ı hükûmet üzerinde fevke'l-kânûn [kanunun da üstünde] bir kuvvet ve iktidârı hâ'iz [sahip] olduğu hakkındaki ihbârâtı ve ânifü'z-zikr [az önce zikredilen] delâ'il ve emârete [deliller ve işaretler] takvîye eder [kuvvetlendiren] berâhînden [delillerden] ma`dûd bulunmuşdur [sayılmıştır].

Ve'l-hâsıl [kısacası] maznûn-ı mûmâ-ileyhüm [adı geçen sanıklar] Hasan Fehmi ve Doktor Midhat, `Abdulganî[,] `Avnî, Doktor Besîm, Zühdî, Hasan Salâhaddîn, Cemâl, Münîr, Cevdet ve `Abdulkâdir Efendi ve Beylerin mâ-bihi'l-ithâmları [haklarında ithamlara sebep] olan şekl-i hükûmeti tagyîr cürmüne [hükümetin şeklini değiştirip bozmak suçuna] ve emniyet-i dâhilîyeyi ihlâl ef`âline [fiillerine] mücâseretleri [yeltenmeleri] ve mûmâ-ileyhümden [adı geçenlerden] Hasan Fehmî ve Midhat ve `Abdulganî ve Cevdet Beylerden mâ`adâsının [başkasının] taktîl [katliam] ve nehb-i emvâl [malların yağmalanması] ef`âlinde [fiillerinde] fer`an zî-medhal [ikinci dereceden suçlu] oldukları sâbit ve zâhir [ispat] olamadığından dolayı ef`âl-i mebhûseden [bahsedilmiş olan fiillerden] berâ'atlarına ve ancak mûmâ-ileyhümden [adı geçenlerden] Hasan Fehmî Efendi ve Doktor Midhat ve `Abdulganî Beylerin bâlâda [yukarıda] tafsîl [ayrıntıları] olunduğu üzere Merkez-i `Umûmî'nin muhâlif-i kânûn [kanuna aykırı] harekâtına`âmil ve mürevvic [sebep ve taraftar olmaları] ve tehcîr dolayısıyla îkâ' ve irtikâb olunan [yapılan ve işlenen] taktîl [katliam] ve nehb-i emvâl [malların yağmalanması] cerâ'iminde [suçlarında] ibtidâ'en [başlangıç olarak] ikmâle [tamamlamaya] sebeb olan ef`âlde [fiillerde] fâ`il-i aslîlere bilerek mu`âvenetde [yardımda] bulunmak sûretiyle fer`an zî-medhal [ikinci dereceden suçlu] olmak üzere mücrimiyetlerine [suçlu olduklarna] ve `Avnî Beyin dahi istikrâz-ı dâhilî tahvîlâtının [iç borç senetlerinin] kaydı sırasında teşekkül etmiş olan komisyonda dâhil olarak komisyon huzûruna getirilen Herdem/Hardam Mağnisalı Hâcı Hasan ve İsmâ`îl ve Saruhan karyeli [köylü] Mehmed'i darb [döverek] ve hilâf-ı usûl ve kânûn tevkîf ederek [usule ve kanuna aykırı olarak tutuklayarak] rızâ' ve iktidârlarının fevkinde [isteği ve gücü dışında-üstünde] istikrâz-ı dâhilî tahvîlâtı [iç borç seneti] ta`ahhüd etdirdiği [sözü aldığı] bu bâbda [konuda] mahallince istimâ` olan [dinlenen] şühûdun [şahitlerin] ma`a'l-kasem vâki` olan [yemin ederek yaptıkları] şehâdâtı [şahitlikleri] ve mağdûrînin [haksızlığa uğrayanların] beyânâtı ve kendüsinin mezkûr [zikedilmiş olan] komisyonda dâhil bulunduğunu i`tirâf etmesi ve bu ef`âl-i kânûn-şikenâneye [kanuna aykırı fiillere] me'mûrîn-i mes'ûle-yi hükûmetin [hükümetin sorumlu memurlarının] gözleri önünde cür'et etmesi mûmâ-ileyhin [adı geçenin] dahi hâ'iz-i nüfûz [itibar sahibi] olub ber-vech-i muharrer [yazılı olduğu üzere] darb [dövme] ve tahkîr [hakaret etme] ve hilâf-ı usûl tevkîf-i eşhâs [şahısların usule aykırı tutuklanması] fi`illerinin fâ`ili olduğuna ekseriyetle ve Besîm Zühdî Bey hakkında iddi`â olunan ef`âlden [fiillerden] Rafail Şirpenyan Efendinin halılarını almak bahsine gelince: Bu halıları aldığı kendi ikrârıyla [diliyle söylemesi] ve cereyân-ı tahkîkât ile sâbit [isbat] olduğuna nazaran bu mes'ele ahz [almak] ve gasbdan ziyâde bir alış veriş mâhiyetinde [niteliğinde] olub bi'l-hâssa [özellikle] halıların ahîren [sonra] sâhibine i`âde olunduğu der-miyân olunmasına [meydana çıkmasına] isticvâbnâmenin [sorgu hakimi tarafından alınan ifadelerin] (124, 126 sahîfelerindeki [sayfalarındaki] bir ve dokuz Teşrîn-i sânî 35 târîhli istid`ânâmelerinin [dilekçelerinin] kırâ'ati [okunması] üzerine müdâfa`âta müte`allik [ait] husûsâtın hitâm-ı muhâkemede [muhâkeme sonunda] nazar-ı dikkate alınacağı makâm-ı iddi`âca tasvîb [uygun görülmüş] ve bu bâbda [konuda] muhâkememiz karârıyla istimâ` kılınan [dinlenen] müdâfa`a şühûdu [şahitleri] mûmâ-ileyhin [adı geçenin] lehinde olduklarına nazaran tehcîrden evvel bir alış veriş mâhiyet[in]de [niteliğinde] kalan bu da`vânın mahallî mahkemesince hall ü faslına [sona erdirilmesine] kezâlik [keza] ekseriyetle ve binâ'en-`aleyh mûmâ-ileyhüm [adı geçenler] Besîm Zühdî ve Cemâl ve Münîr ve `Abdulkâdir Efendi ve Beylerin sebeb-i âhere [başka bir sebepten] mebnî [dolayı] mevkûf [tutuklu] olmadıkları takdîrde tahliye-yi sebîllerine [salıverilmelerine] ve Cevdet Beyin Büyükdere tehcîrinden dolayı maznûn-ı `aleyh [sanık] olub hakkında dâ'ire-yi istintâkda [sorgu hakimliğinde] tahkîkât icrâ' edilmekde ise de andan [ondan] dolayı tevkîfine [tutuklanmasına] henüz lüzûm-u kânûnî görülmemiş olduğu dâ'ire-yi mezkûreden [zikredilmiş olan daireden] bildirildiğinden anın [onun] dahi olbâbdaki [o konudaki] tahkîkâta devâm olunmak üzere başka sebebden dolayı mevkûf [tutuklu] değilse tahliye-yi sebîline [salıverilmesine] ve Hasan <6Sa> Salâhaddîn Beyin ihtikâra [vurgunculuğa-karaborsacılığa] cür'eti anlaşılamadığından berâ'atına ve ancak Tahniye Müdîriyetini îfâ' sırasında Levâzım Re'îsi İsmâ`îl Hakkı ve Merkez-i `Umûmî a`zâsından İ`âşe Nâzır-ı esbakı [eski nazarı] Kemâl Beylerin sû'-i isti`mâlâtına iştirâk ederek bir takım fecâyi`e [facialara] sebebiyet verdiği makâm-ı iddi`âdan der-miyân olunmakda [ileri sürülmekte] olduğuna ve bu bâbda [konuda] bir muhâkeme cereyân etmediğine nazaran müdde`â[bih]den [davaya sebep olan iddiadan] dolayı icrâ'-yı tahkîkât olunması içün müdde`î-i `umûmîliğe [savcılığa] müzekkire [resmi yazı] tastîrine [yazılmasına] ve ma`a-mâfih [bununla beraber] bu cihet [sebep] tevkîfine [tutuklanmasına] sebeb teşkîl edemeyeceği cihetle [sebeple] sebeb-i âhere [başka bir sebepten] mebnî [dolayı] mevkûf [tutuklu] olmadığı takdîrde anın da tahliyesine ittifâkla [oybirliğiyle] ve Hayre'ddîn ve Âgâh Beylere gelince: Kodayan Maksur'a `â'id tasın fürûht edildiği [satıldığı] kaydında mevcûd olduğu der-miyân olunması [meydana çıkarılması] lâyıkıyla tenevvür etmiş [aydınlatılmış] defter tahrîfi ve hesâbâtın rü'yeti [hesapların yapılmasında] ve mervî olan [rivayet olunan] sû'-i isti`mâlâtın ne gibi şey'lerden `ibâret olduğunun tahkîki mahkememizce müte'assir [zor] bulunduğu gibi zâten Mâlîye Nezâreti Hukûk Müşâvirliği'nin mütâla`âtına `atfen [dayanarak] bu ciheti [işin bu yönünün] vazîfe-yi me'mûresini [kendi görevini] sû'-i isti`mâl telâkkî [kabul] ile Me'mûrîn Muhâkemâtı Kânûnu dâ'iresinde hall ü faslı [sona erdirilmesi] lüzûmunu 30 Ağustos 35 târîhli tezkeresiyle taleb etmekde olduğuna ve Virjin'in ifâdesine nazaran Âgâh ve Hayreddîn Beylerin müştereken sû'-i isti`mâlâtında bulundukları anlaşılmakda olduğundan hakkındaki berâ'at talebinin reddiyle Hayreddin ve Kosti Efendiler ile birlikde haklarında Mâlîye Nezâreti'nin talebi vechile [üzere] iktizâ-yı kânûnîsi îfâ' olunmak [kanunun gereğini yapmak] üzere bu bâbdaki [konudaki] da`vânın bi't-tefrîk [ayrılarak] müdde`î-ı `umûmîliğe [savcılığa] i`âdesine ekseriyetle karâr verildikden sonra cihet-i cezâ'îyesi [cezanın belirlenmesi] dahi müzâkere olundukda mücrimlerden [suçlulardan] Hasan Fehmî ve Midhat Beylerin hareketlerinin tevâfuk etdiği [uygun gelen] Kânûn-ı Cezâ'nın yüz yetmişinci mâddesi delâletiyle [ışığında] kırk beşinci mâddesinin fıkra-yı sânîyesine [ikinci fıkrasına] tevfîkan [uygun olarak] ve bidâyet-i tevkîflerinden [tutukluluk hallerinin başlangıcından] i`tibâren onar sene müddetle küreğe konulmalarına ve `Abdu'l-ganî Beyin hakkındaki <6Sl> cezâ cihetinin [cezasının belirlenmesinin] maznûn-ı `aleyh [sanık] bulunduğu Edirne tehcîri da`vâsının netîcesine ta`lîkine [bırakılmasına] ve `Avnî Beyin Mülkiye Cezâ Kânûnu'nun ikiyüz üçüncü mâddesine tatbîken ve bidâyet-i tevkîfi [tutukluluk hallerinin başlangıcı] olan 17 Şubât 35 târîhinden i`tibâren dokuz mâh [ay] müddetle habsine ve bidâyet-i tevkîfine nazaran ikmâl-i müddet-i mahkûmiyet etmiş [hükümlülük süresini tamamlamış] olduğundan anın [onun] dahi sebeb-i âhere [başka bir sebepten] mebnî [dolayı] mevkûf [tutuklu] değilse tahliye-yi sebîline [salıverilmesine] Âgâh Beyin gıyâbında [kendisi olmaksızın] ve diğerlerinin vicâhında [yüzlerine karşı] kezâlik [keza] ekseriyetle karâr verildi

16 Rebî'ül-âhir 338 8 Kânûn-ı Sânî 336

Erkân-ı Harbîye Mîrlivâ'larından

A`zâ

Mustafâ Kerîmî

İşbu zabıtnâmede gösterileceği üzere yalnız Besim Zühdî Bey hakkındaki karâra muhâlifiz [karşıyız].

A`zâ Re'îs

Erkân-ı Harbîye Mîrlivâ'larından Erkân-ı Harbîye Mîrlivâ'larından

İsmâ`îl Hakkı Es`ad

İttihâz olunan [alınan] işbu karâra evvelâ usûl ve tatbîkât-ı kânûnîye [kanunun usulü ve uygulanması] cihetinden [yönünden] sânîyen [ikinci olarak] nev` ve mâhiyet-i mücrimiyetin [suçların nitelik ve çeşitlerinin] tavsîf ve ta`rîfi [vasıflandırılması ve tanımlanması] mâddesinden sâlisen [üçüncü olarak] maznûnînden [sanıklardan] Hasan Fehmî ve Midhat, Ganî Beylerin ve `Avnî Beyin şahıslarına ta`alluk eden [ait olan] cerâ'imden [suçlardan] dolayı muhâlifiz [uygun bulmuyoruz] esbâb-ı muhâlefet [uygun bulmama sebepleri] muvazzahan [açıkça] zabta derc edilecekdir [yazılacaktır]

A`zâ A`zâ

Piyâde Mîralaylarından Erkân-ı Harbîye mîrlivâ'larından

Süleymân Şâkir İhsân

Takvîm-i Vekâyi Nr. 3772, S. 3-6; İTC Kâtib-i Mes'ûlleri, Karâr Sûreti



Copyright © 2011-2018 Taner Akçam: www.armenocide.net A Documentation of the Armenian Genocide in World War I. All rights reserved