1915-08-13-DE-001
Türk :: de en tr
Home: www.armenocide.net
Link: http://www.armenocide.net/armenocide/armgende.nsf/$$AllDocs/1915-08-13-DE-001
Source: DE/PA-AA/R14087
Publication: DuA Dok. 137
Central register: 1915-A-25860
Edition: Ermeni Soykırımı 1915/16
Date of entry in central register: 09/03/1915 p.m.
Last updated: 04/22/2012


Halep Konsolosundan (Rößler) İmparatorluk Şansölyesi’ne (Bethmann Hollweg)

Rapor



K.No. 86/B.No. 1772

Halep, 13 Ağustos 1915

Urfa diyakozu Künzler bu ayın 11’inde 85 No’lu raporuyla birlikte gönderdiği mektubunu şu sözlerle bitiriyordu: “Kadın ve çocukların naklindeki korkunçluğu size bay ... görgü şahidi olarak sözlü rapor edecek.” Avusturyalı olan bu şahidi iki yıldan beri çok iyi tanırım ve söylediklerinin doğruluğuna ben şahsen kefilim. Bu kişi dinlenmek için Urfa’da eşiyle birlikte bir üzüm bağında birkaç hafta geçirdi, ancak erkenden geri döndü, çünkü oradaki dehşet verici olaylara daha fazla seyirci olmak istemedi. Benim rica etmem üzerine gözlediklerinden bazılarını ekte kopyalarını gönderdiğim kayıtlar şeklinde yazdı. Bu ara Urfa’dan Arab Punar’a gelirken yolda çok ciddi bir soyguna maruz kalmıştır. Ama saldırıyı geri püskürtmeyi başarmış, çünkü hırsızlar onun ateşli silahı olabileceğini hesaba katmamışlar ve saldırganların fark edemediği bazı arabacılar onun yardımına koşmuşlar. Belli ki haydutlar bir Ermeni kafilesi bekliyordu. Avusturyalının karısı şokun etkisinden dolayı hâlâ hasta yatıyor.

Alman Şark Ticaret ve Endüstri Şirketi, Urfa Kilimcilik temsilcisi Bay Franz Eckart, ekte kopyasını gönderdiğim 5 Ağustos tarihli mektubu bana gönderdi. Bu mektup ve Urfa’daki genel durum, Urfa’daki mutasarrıfa bir yazı yazmama sebep oldu. Mektupta orada bulunan Almanların şahsen, emirlerinde çalışan personelin ve yaptıkları işin korunmasını hususen tavsiye ettim.

Adıyaman’dan yola çıkan başka bir kafile hakkında daha önceki benzer başka durumlarda olduğu gibi çok ayrıntılı bilgiler verildi. Adıyaman’dan çıkan 696 kişiden 321’i Halep’e vardı; 206 erkek ve 57 kadın öldürüldü, 70 kadın ve kız ve 19 oğlan çocuğu kaçırıldı. Geriye kalanlar hakkında bilgi yok.

Sivas’tan çıkmış olan ve bu ayın 12’sinde buraya varan bir kafile 3 ay boyunca yoldaydı ve tamamen bitkin düşmüş haldeydi. Geldikten hemen sonra birkaç kişi öldü. Yol boyunca pek çok kereler kendilerine su verilmemiş. Muradsu’da 14 gün boyunca hep aynı yerde dairede yürütülmüşler, öyle ki gün boyunca suları olmadan. Bu kafiledeki kayıp sayısından haber alamadım.

Buradaki Vali Beşir Sami Bey’in bana bugün bildirdiği üzere, Katolik Ermenilere tanınan imtiyazlar tekrar kaldırılmış. İstisnasız hepsi gönderilecek. Diğer taraftan kanunsuzluklara ya da sorumsuz mercilerin etkisine vilayetinde izin vermeyeceğini ve kimi muhtemel canilere karşı çok sert önlemler alacağını açıkladı. Ne yazık ki bu iyi niyet, eksik organizasyondan ve ön hazırlıklardan kaynaklanan böylesi bir felâketi önlemez. Şüphesiz Halep vilayetinde de, örneğin Bab’dan Membiç’e olan yolda çok sayıda kadın ve çocuk yorgunluktan ölmüştür.

Aynı raporu Kayzerlik Büyükelçiliğine de gönderiyorum.


Rößler


Ek 1.

Kopya

Alman Şark Ticaret ve Endüstri Limitet Şirketi Potsdam


Urfa, 5 Ağustos 1915


Birkaç gün önce iki Türk genci, yakından geçen Diyarbakır yolunda yürüyen Ermeni göçmenleri arasından genç bir kadını, benim arazimin alt kısmındaki bir çukur yere sürükleyip tecavüz etmek üzere onu soydular. Kadının çığlıkları üzerine çocuklarım koşarak oraya gitti ve yakında bulunan üç işçimi de yardıma çağırdı. Onlar kadını kurtardılar ve kadın evime sığındı. Kısa bir süre sonra bu iki Türk dört kişiyle birlikte evimin önüne gelip ben evde değilken eşimden o kadını vermesini talep ettiler. Eşimin tekrar tekrar verdiği “burada Almanlar oturuyor” cevabı üzerine tehditler savurarak uzaklaştılar.

Vali ile görüşmelerime rağmen ne ben, ne ailem, ne de işçilerimin bu Türklerin sataşmalarına karşı bir güvencemiz var. Henüz bu sabah o üç işçimi işlerinin başından kovdular. Bu nedenle kendi hükümetimin korumasını talep etmek zorunda kalıyorum.

Saygılarımla


[Fr. Eckart]

Ek 2

Bir Avusturyalının tuttuğu kayıtlar


Halep’teki Alman Konsolosluğuna 11 Ağustos 1915’te verildi.

Urfa civarında Ermenilerin naklinde gözlenenler.

1. Bu kafileler sadece kadın, yaşlı ve çocuklardan oluşuyordu. Güçlü kuvvetli erkekler eksikti. Bir haftadan, ya da daha uzun süreden beri yolda olan kafileler acınası bir izlenim bırakıyorlardı. Yolculuğun verdiği zahmetlerden yorgun ve hasta düşen kişiler aksaya aksaya yürüyor ve çocuklarını yanlarında sürüklüyorlardı (birçok bebek ve hamile kadın). Çocuklar, yaşlılar ya da bir sebepten zayıf insanların yara içinde, şişmiş ve partallarla sarılı ayakları görülmekteydi. Kafiledeki birçok kişi eşyalarını bir taşıma hayvanı kiralamak için Urfa’dan önce satmışlardı (bir gün için 3 Mecidiye bu normal fiyattan üç kat fazla). Başka kafilelerden kişiler Urfa’ya yanlarında bazı seyahat malzemeleri ve ev eşyaları getirmişlerdi ve sonra burada bu eşyalar korkunç bir şekilde ellerinden alındı.... neredeyse para vermeden.

Çarşıda askerler bile bu Ermenilerden aldıkları eşyaları satıyorlardı. Buraya varanların çoğu yetimler yurduna yerleştirildi ve burada kendi yiyeceklerini kendileri temin etmek zorundalardı. Binanın çevresinde askerler nöbet tutuyordu. Açgözlü bir tüccarın satın almış olduğu eşyalarla bahçe duvarından atlayıp nöbetçi askerin eline alenen rüşvet paraları saydığını gördüm.

Bahşiş parasına, satın alarak ya da arkadaşlık ilişkileri sayesinde göç eden kitlelerden kadın, kız ve çocuk alabiliyordunuz. Daha sonra belediye bu alış verişi yasakladı; ancak yine de devşirme olaylar cereyan etmekte. Biri 16 ve diğeri 30 yaşında iki kadın gördüm, Türkler tarafından yanlarına alınan. Aynı gün o Türklere misafir gittiğimde bu iki kadın bana Adıyaman’dan olduklarını ve 10 gündür yolda olduklarını anlattılar. Jandarmalar onlara iyi davranmış ve kadınları soymak için pusuda bekleyen bir Kürt haydut çetesini geri püskürtmüşler. Her köye vardıklarında onlara ekmek ve peynir verilmiş. Günlük yürüyüş süreleri 6-7 saat arasındaymış ve sık sık istirahat ediliyormuş. Adıyaman yolu üzerinde öldürülmüş çıplak kadınlara, parçalanmış ve göğüsleri kesilmiş kadın vücutlarına rastlamışlar. Hayatta kalmayı başaran iki kişi, kısmen hastalıktan kısmen de kaçmak niyetiyle kafileden geriye kaldıklarını ve sonra Kürtler tarafından tecavüze uğramış ve soyulmuş olduklarını anlatmışlar.

Bu nakiller sırasında birçok kişi ölmekte. Urfa’da bir kadın tam önümde yere düştü. Polisin geride durmasına müsaade edilmediği için, çevrede duran birkaç kişiye polise gitmelerini ve bu durumu rapor etmelerini söyledi, ki hasta kadın buradan taşınıp götürülsün ! Ertesi gün aynı kadını (30 yaşında) kimsesizler yurdun önünde başka bir sokakta güneşin alnında ölü olarak yatarken buldum. Yanına yaklaştığımda yüzünün artık morarmış olduğunu fark ettim. Yanı başında askerler nöbet tutuyordu, sokak polis ve sivillerle doluydu. Kadın benim tahminlerime göre birkaç saatten beri ölü olarak orada yatıyordu. Ancak benim bu durumu mutasarrıfa bildirmem üzerine yarım saat içinde cesedin oradan kaldırılmasını sağladı, ancak bir gübre arabasıyla.

Urfa’nın dışında (Tell Abiad’a doğru) Urfa bahçelerinin hemen önünde yol kenarında 20-24 yaşlarındaki bir adamın cesedi yatıyordu. Kimse onu gömmüyordu, yırtıcı kuşlar cesedi yiyordu.

Urfa – Arab Punar yolu üzerinde herhalde karanlıktan ceset görmüyordum, ancak bu yolu sürekli gidip gelen arabacım yol boyunca ara sıra yanmış yerleri gösteriyordu – çünkü insan cesetleri bulundukları yerde hemen yakılıyor.

Bazı kafileler acı içerisinde topallayarak ve çığlıklar atarak ilerliyor. Bir insana rastladıkları anda, bu zavallılardan birçoğu dizleri üzerine çöküp yardım dileniyor ve kurtarılmayı istiyor ya da çocuklarını almaları için sunuyorlar. 56 derecelik sıcaklıkta ve susuz gerçekleşen bu yürüyüşlerde çoğu yorgunluktan ölüyor – geriye kalanların da ölümü kesin.



Copyright © 1995-2018 Wolfgang & Sigrid Gust (Ed.): www.armenocide.net A Documentation of the Armenian Genocide in World War I. All rights reserved